YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4513
KARAR NO : 2020/2152
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/10/2017 tarih ve 2016/257 E- 2017/847 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2018/80 E- 2018/694 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25/02/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Bangkok Thailand merkezli havacılık servisi işi ile uğraştığını, davalının ise Türkiye’de kurulmuş ancak Kazakistan gibi yurt dışı hava limanlarında hizmet veren havacılık şirketi olduğunu, davalının talebi üzerine Aralık 2013- Ocak 2014 tarihleri arasında Thailand uçuş servisi sağlandığını, aldığı hizmet karşılığı 88.381,19 USD ödediğini, bu ödemeye mukabil taraflar arasında oluşan güven ilişkisi kapsamında hizmet vermeye devam ettiğini, ancak 20/02/2014 tarihinden itibaren ödeme yapmadığını, halen müvekkiline 126.551,45 USD borcu bulunduğunu, davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin, Kazakistan merkezli Kazavıatrans havayolu şirketi ve onun uçağını kiralayan tur operatörü … adına yapılan uçuşlarda onlar adına ve hesabına davacı ile iletişim kurduğunu ve onlar adına ödeme yaptığını, bu durumun davacının bilgisi dahilinde olduğunu, taraflar arasında hizmet ve cari hesap sözleşmesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin yasal ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre, davacının takibe konu ettiği bir adet fatura dışındaki diğer faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait e-mail yazışmalarını ibraz ettiği ve bu belgelerin davalıya tebliğ edildiği, davalı verdiği cevabında, faturaların tebliğini kabul etmemesine rağmen yazışmalarda geçen ödemelere ilişkin beyanda bulunduğu, e-mail içeriklerinde takibe konu borcun varlığının kabul edilerek ödenmesinin taahhüt edildiği gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin, Tayland’da yer hizmeti vermekte olup, dava dışı Gülnar Turizmin, Kazakistan merkezli Kazavıatrans hava yolundan uçak kiralayarak Kazakistan Thialand uçuşlarını gerçekleştirdiği, davacının, davalı şirkete bu kapsamda hizmet verdiğini, hizmet bedelinin bir kısmının davalı tarafından ödendiğini iddia ettiği, davalının ise, davacıya borcunun bulunmadığını, hizmetin dava dışı şirketlere verildiğini, kendisinin bu şirketler adına ve hesabına davacı ile iletişime geçtiğini, dava dışı şirketlerden yapılan tahsilatları davacıya ödediğini, takibe konu faturaların defterlerine kayıtlı olmadığını, e posta yazışmalarında borcu kabul etmediğini savunduğu, takibe konu faturalardan sadece bir adedinin davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davalı defterlerine göre, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu ve cari hesapta biriken borcun ödendiği, davalının e-mail yazışmalarına yönelik beyanında, faturaların adlarına düzenlenmesini kabul etmediklerini, faturaların e-mail yazışmaları ile müvekkiline gönderilmediğini, davacı ile dava dışı şirketler arasındaki ticari ilişkiye aracılık ettiklerini, dava dışı şirketler tarafından ödeme yapılması halinde kendilerinin de davacıya ödeme yaptıklarını ve durumu e-mail yazışmaları ile davacıya bildirildiklerini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını beyan ettiği, davacı tarafından davalıya bir kısım e-mailler gönderildiği, davalının da cevabi mailler gönderdiği, davalının cevabı maillerinde, gecikme nedeniyle özür dilendiği, tahsilat problemi yaşandığı, sorunun çözüldüğü, ödemelerin 1-2 gün içerisinde yapılacağının belirtildiği, davacı tarafından 19 Mart ve 24/06/2014 tarihinde gönderilen e-maillerde takibe konu borç miktarıın açıkça belirtildiği, davalının bu maillere cevap verdiği ancak davacı maillerinde belirtilen miktara bir itirazda bulunmadığı, davalı tarafın 14/03/2017 tarihli dilekçesinde maillerin içeriklerini inkar etmediği aksine davacı ile aralarında hizmet sözleşmesi bulunmadığını, borçtan sorumlu olmadığını savunduğu, takibe konu faturalardan bir adedi hariç diğerleri davalının ticari defterlerine kayıtlı olmasa da taraflar arasında cari hesaba dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davalının defterlerinde, takibe konu olmayan ve davacı tarafından düzenlenen faturalar kayıtlı olup, bu faturalara istinaden zaman zaman ödemeler yapıldığı,bu ödemeler dikkate alındığından takibe konu faturaların taraflar arasındaki hizmet kapsamında düzenlendiğinin anlaşıldığı zaten davalının, davacı ile aralarındaki bu ilişkiyi inkar etmediği, davalının, dava dışı şirketler ile davacıyı bir araya getirdiğini, davacının bu şirketlere hizmet verdiğini, dava dışı şirketler tarafından ödeme yapıldığında davacının hizmet bedelinin ödendiğini beyan ettiği ancak, davalının bu savunmasını destekler mahiyette delil bulunmadığı, yazışmalarda borç miktarının açıkça belirtildiği, davalının bu borç miktarına itirazının bulunmadığı, üçüncü kişilerce ödeme yapılması halinde davacıya ödeme yapılacağının belirtilmesi karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18.767,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.