Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5051 E. 2020/3241 K. 25.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5051
KARAR NO : 2020/3241
KARAR TARİHİ : 25.06.2020

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/06/2016 gün ve 2013/38 – 2016/107 sayılı kararı bozan Daire’nin 04/06/2018 gün ve 2016/11693 – 2018/4232 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin siparişi üzerine sanatçılar tarafından oluşturulan ve mali/manevi haklarının tamamı müvekkiline devredilen, ayrıca www.tasdix.com internet sitesinde kayıt altına alınan ve kısmen çanta, kalem, defter, tişört gibi emtia üzerinde yer verilen 8 adet grafik tasarımı güzel sanat eserinin, davalı tarafından tabak, kase, bardak gibi ürünlerde ve çikolata ambalajlarında kullanıldığını, böylece davalının, müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz ettiği gibi haksız kazanç ve ticari itibar elde ettiğini, eserlerde müvekkilinin verdiği isimlerin de değiştirildiğini, davalının, müvekkili adına tescilli 2009/56469 sayılı “İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATI+ ŞEKİL” ibareli markaya da ürünlerinde yer vermek suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, müvekkilinin manevi zarar gördüğünü ileri sürerek eser ve marka hakkına tecavüzün tespitini, men’ini, ref’ini, kal’ini, FSEK’in 68. maddesi kapsamında 3 kat ceza kapsamında şimdilik 10.000.- TL maddi tazminatın, ayrıca FSEK ve 556 sayılı KHK hükümlerine göre 10.000.- TL maddi tazminatın ve 50.000.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 18.03.2016 tarihli dilekçesi ile FSEK’in 68. maddesi kapsamındaki talebini 144.000.- TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini belirtmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 25/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, mali hakları davacıya ait olan güzel sanat eserine ve yine davacıya ait tescilli markaya vaki tecavüzün tespiti, men ve ref’i ile maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilerek, davalının gerek eser ve gerekse de markaya vaki tecavüzlerinin tespiti, men ve ref’i, 10.000 TL maddi, her iki yöndeki saptanan tecavüzlere bağlı olarak 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline hükmedilmiş, bu kararın davalı yan vekilinin 06.09.2016 tarihli dilekçesiyle, maddi tazminatın hesaplanma biçimi bakımından eksik inceleme yapıldığını ve davanın kısmen reddi nedeniyle lehlerine vekalet ücreti hükmedilmediğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairemizin 04.06.2018 tarihli kararıyla davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, hükmedilen maddi tazminatın niteliği gereği taraflar arasında farazi bir sözleşme ilişkisi kurulmuş sayıldığından, tecavüzün ref’ine karar verilmesinin doğru olmadığı gibi davacının eser üzerinde manevi hakları kullanma yetkisinin bulunmaması nedeniyle bu yönden manevi tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş, davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının ise şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Zaman itibariyle uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Yasa ile değişik 435/1. maddesi, Yargıtay’ın temyiz incelemesi sırasında, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebileceğini öngörmektedir. Maddenin düzenleniş biçimi itibariyle, temyiz dilekçesinde belirtilmese de incelenebilecek hususlar, hukuka açık aykırılıklar ile sınırlı olup uygulama da açıklanan şekilde gelişmiş ve yerleşmiştir.
Şu halde, davalı yanın, temyiz dilekçesinde, yerel mahkeme hükmünün sadece maddi tazminatın hesaplanması ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz etmiş olduğu, dilekçede ileri sürülmeyen hususlara yani saptanan tecavüzün men’i ve ref’i ile manevi tazminata ilişen yerel mahkeme kararının ise hukuka “açıkça” aykırı olarak değerlendirilmesinin olanaklı bulunmaması nedeniyle, temyiz incelemesinin sadece maddi tazminatın belirlenmesi ve yargılama giderlerine hasren yapılması gerekirken, temyiz edilmeyen iki hüküm bakımından inceleme yapılarak sonuçta kararın bozulmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, mümeyyiz davalının temyiz dilekçesinde “re’sen görülecek sebeplerle hükmün bozulmasını istemiş olması” nazara alınarak, bir an için, yerel mahkemenin tecavüzün ref’ine ve manevi tazminata hükmetmesinin hukuka açıkça aykırı olduğu düşünülse dahi yukarda belirtilmeye çalışılan sonucun değişmesi söz konusu olmamalıdır. Şöyle ki, işbu davadaki talepler, her biri ayrı davaya konu edilebilir nitelikte olup eldeki davanın HMK’nın 110. maddesinde tanımlandığı biçimiyle davaların yığılması mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir söyleyişle, davada birden fazla talep ve sonuçta bu taleplerle ilgili verilmiş birden fazla hüküm söz konusu olup mümeyyiz davalının bu talep ve hükümlerden sadece ikisi bakımından temyiz isteminde bulunması “kısmi” nitelikte bir temyiz talebi olmakla, temyiz edilmeyen hüküm kısımları bakımından hukuka açık aykırılık değerlendirilmesiyle temyiz incelemesi yapılması ve sonuçta bu incelemeye dayalı olarak bozma kararı verilmesi de mümkün değildir (bkz. Kuru, B., HMU, C.4, 4.bası, sh.3369, dipnot 475 ve civarı).
Açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı yan vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin bozma ilamının kaldırılarak, davalı yanın aşamada incelenmeyen vekalet ücretine yönelik temyiz istemi bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.