Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5507 E. 2020/3563 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5507
KARAR NO : 2020/3563
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.12.2017 tarih ve 2016/348-2017/451 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının mevzuattaki reklam yasağına aykırı davrandığını, internet sitesinde çeşitli kurum ve kuruluş üyelerine indirim yaptığını belirterek haksız rekabet teşkil eden yayınlarını sürdürdüğünü, broşürleri ile talep arttırıcı faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkili hakkındaki gerçeğe aykırı gazete yayınlarını çoğaltmak suretiyle davacı aleyhine karalama faaliyeti içine girdiğini, asılsız, mesnetsiz, delilsiz iddialarla müvekkilini Sağlık Bakanlığına şikayet ettiğini ileri sürerek şimdilik 10.000.- TL maddi, 40.000.- TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin, davacı tarafından yapılan bir şikayeti dışında sağlık hizmeti sunup sunmadığı hakkında hiç bir bilgisinin bulunmadığını, müvekkilin yaptığı indirimin gazete haberlerine konu olmasının haksız rekabete sebebiyet vermeyeceğini, davacı tarafından da defalarca bilgilendirme faaliyeti yapıldığını, müvekkilinin davacı aleyhine broşür dağıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, idarece uyarılmasının davalının bahsi geçen mevzuat açısından reklam ve ilan nizamlarına uymadığını tevsik etmiş olmakla birlikte davalının eylemlerinin TTK’nın 55/1-2-5. maddeleri kapsamında haksız rekabete yol açacak ağırlıkta olmadığı, aksi düşünülecek olsa dahi tazminat açısından eylemin ölçümlenebilir düzeyde zarar doğurucu etkisi bulunması gerektiği, davacının 2013 Eylül dönemi itibariyle rekabete katıldığı, davalının bu eylemlerinin 24.04.2014 tarihi itibariyle sona erdiği dikkate alındığında, aylık bazda hesaplanan zarar tutarının salt haksız rekabetten kaynaklı zarar olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.