YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1494
KARAR NO : 2020/4342
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2014/670 E. – 2017/1472 K. sayılı kararın davacı vekili, davalı … vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-kısmen kabulüne dair … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.12.2018 tarih ve 2018/604 E.- 2018/1140 K. sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asıl … ile vekili Av. … ve davalı Turkish Bank A.Ş ile Turkish Yatırım A.Ş vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Turkish Bank A.Ş’de mevduat, davalı Turkish Yatırım A.Ş’de yatırım hesabı bulunduğunu, davalı …’ın Turkish Yatırım A.Ş’de … Acente müdürü, davalı …’nun Turkish Bank A.Ş’de operasyondan sorumlu yönetmen yardımcısı, davalı …’in Turkish Bank A.Ş’de veznedar olarak çalıştığını, davalı …’nın müvekkilinin yatırım ve mevduat hesaplarında bir takım usulsüzlükler yapmaya başladığını, habersiz borsada hisse alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, bu işlemleri yaparken de davalı … ve …’den yardım aldığını, davalı şirketlerin uzun süren bu işlemleri fark etmeyerek ihmali davranışlar sergilediklerini, denetim görevini gereği gibi yerine getirmediklerini, ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduklarını, bu kapsamda müvekkilinin çekmediği halde 59.000.- TL nakit çekmiş göründüğünü, taşınmaz satışından elde edilen 115.000.- TL’yi nakit yatırdığı halde hesaplarda yer almadığını, bir başka işlem için 85.000.- TL’nin hesaplara geçmediğini, böylece mevduat hesabında bulunması gereken 240.634.- TL ile yatırım hesabında bulunması gereken 2500 lot … Çimento A.Ş hisselerinin hesaplarda olmadığını ileri sürerek mevduat ve yatırım hesabının ulaşacağı değer olan 240.644,11 TL ile hisse senetlerinin karşılığı olarak şimdilik 9.365,89 TL’nin toplamı 250.000.- TL’nin 07.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Turkish Bank A.Ş ile Turkish Yatırım A.Ş vekili, davacının iddia ettiği para giriş ve çıkışlarının müvekkilinin kayıtlarında yer almadığını, davacı ile gerçek kişi davalılar arasında sadece kendilerini ilgilendiren bir iç ilişkinin bulunduğunu, kendi aralarındaki para alışverişinin müvekkilini ilgilendirmediğini, 59.250.- TL’nin de tediye fişi imzalanarak davacı tarafından çekildiğini, yatırım şirketi personeli bulunan davalı …’ın bankacılık işlemi yapamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, eşi olan davalı …’nın yatırım şirketinde, kendisinin ise bankada çalıştığını, iddia konusu eylemlerden bilgisinin olmadığını, işbirliği yapmadığını, birlikte hareket etmediğini, görevinin veznedeki işlemlere sistemsel olarak onay vermek olduğunu, belgelerdeki imzaları kontrol ve denetim yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davacının duyduğu güven nedeniyle yatırım hesaplarında dilediği şekilde alım-satım işlemleri yapabilmesi için kendisine verdiği yetkiye istinaden muhtelif işlemler yaptığını, küresel krizin etkisiyle hesaplarında zararların oluştuğunu, banka ve yatırım hesaplarında 240.634.- TL ve 2500 lot … Çimento hissesinin bulunması gerektiği yönündeki iddianın doğru olduğunu, diğer davalı gerçek kişilerin bu işlemlerle bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin söz konusu zimmet olayında bir suçunun ya da kastının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının yatırım hesabında bulunan hisse senetlerinin en son 13.05.2010 tarihinde satılarak portföydeki varlık miktarının sıfırlandığı, buna ilişkin ekstrelerin müşterinin adresine gönderilip tebliğ edildiği, portföyde hisse senedi bulunmadığına dair 2011 ve 2012 yıllarında ıslak imzalı mutabakatların sağlandığı, soruşturma ve şikayet konusu işlemler başlayıncaya kadar davacının buna bir itirazının olmadığı, satışlardan elde edilen nakit paranın mevduat hesabına aktarıldığı, davacı tarafından çekildiği, dava konusu edilen işlemlerden 59.325.- TL’nin 31.07.2008 tarihinde davacıya ait imza ile çekildiği, ancak davalı …’nın savcılık ifadesinde bu parayı kendisinin çektiğini, hatırlamadığı başka bir hesaba yatırdığını, bir şekilde davacıyı kandırarak dekontları imzalattığını ifade ettiği, davacının bu dekontları bankaya duyduğu güven çerçevesinde imzaladığı, davalı bankanın bu işlemden sorumlu tutulduğu, dava konusu edilen 85.000.- TL ve 115.000.- TL tutarındaki işlemlere hesap ekstreleri ve kasa bordrolarında rastlanmadığı, davacının bu tutarları bankacılık işlemi yapmaksızın, dekont ya da belge imzalamaksızın elden verdiği, bankacılık işlemine konu edilmediği, ancak davalı …’ın bu paraları kendisinin aldığını kabul ettiği, davalılardan … ve …’nin eylemi birlikte işlediği yönünde bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, … ve …’ye karşı açılan davanın reddine, davalılar … ve Turkish Bank A.Ş’ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634.- TL’nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş’nin 59.325.- TL’sinden sorumlu olmak kaydı ile) tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı … vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan …’nin davacının bankada bulunduğu sırada davacının imzaladığı dekonta istinaden işlem yaptığı, dolayısıyla 59.325.- TL yönünden davalı bankanın özen yükümüne aykırı davranışı ve kusuru bulunmadığı, davalı …’ın ise davalı bankanın değil diğer davalı … şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin eyleminden bankanın sorumlu tutulamayacağı, talebe konu bakiye miktarın davalı …’a elden ödendiği, davacının temerrüt tarihine yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı … lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı Turkish Bank A.Ş, davalı …’nin istinaf taleplerinin kabulüne, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Turkish Bank A.Ş, Turkish Yatırım A.Ş, … ve …’ye karşı açılan davanın reddine, davalı … hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 240.634.- TL’nin 07.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık ve yatırım işlemleri nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı banka ile yatırım şirketinin “Turkish” unvanını taşıdıkları, aynı binanın zemin ve birinci katlarında faaliyet gösterdikleri, banka şubesine bağlı tek bir vezneyi kullandıkları bilirkişi raporundan anlaşılmakta olup her iki davalı şirketin faaliyetleri iç içe geçmiştir. Bu durum karşısında, farklı bir kuruluş olduğu anlaşılamayan davalı bankanın, çalışan …’nın davacının zararına gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı ve davalı …’nın uyuşmazlık hakkındaki beyanları ve bir kısım davalılar hakkında görülen ceza davası dosyası getirtilip, bu dosyadaki deliller ile birlikte irdelenmek suretiyle davacının ne kadar zarara uğradığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalı …’nın davalı bankanın değil de davalı … şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin hukuka aykırı eylemlerinden bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın banka yönünden reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.