Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1612 E. 2020/4388 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1612
KARAR NO : 2020/4388
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarih ve 2016/778 E. – 2017/692 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.03.2019 tarih ve 2018/1102 E. – 2019/330 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı karşı davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı – karşı davalı vekili, müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, tarafların 01.05.2011 tarihinde ortak olarak yürütmekte oldukları işleri ayırmaya karar verdiklerini ve buna ilişkin sözleşme imzaladıklarını, söz konusu sözleşme gereği müvekkilinin şirketlerden çekileceği ve buna karşılık 1.400.000,00 TL ödeneceğinin, bu rakamın karşılığı olarak 750.000,00 TL bedelindeki gayrimenkullerin ve araçların müvekkiline verileceğinin, geri kalan 650.000,00 TL’sinin de sözleşmede belirtilen tarihlerde ve miktarlarda ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme imzalandıktan sonra müvekkilinin söz konusu şirketlerdeki hisselerini 03.05.2011 tarihinde aktifi ve pasifiyle …’a, …’a ve …’a devrettiğini, ancak müvekkiline gerekli ödemelerin tam olarak yapılmadığını, bunun üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak ödemenin halen yapılmadığını ileri sürerek 637.000,00 TL’nin ödenmesi gerekli tarihlerden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı asil, davacının ortaklığı sona ermeden önce açılmış olan ve ortaklığın sona erdiği tarihten sonra sonuçlanan davalardan dolayı ödenecek borç tutarlarının %40’ı olan 338.270,00 TL’sinden davacının sorumlu olduğunu, davacıya ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirket tarafından 18.05.2011-30.04.2012 tarihleri arasında akaryakıt satışları yapılmasına rağmen, davacının 64.349,13 TL akaryakıt borcunun ödemediğini ileri sürerek, toplam 402.619,13 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı, davacıya 637.000,00 TL borcunun bulunmadığını, bu tutarın nasıl belirlendiğinin anlaşılamadığını, stok ve cari alacakların sayımı yapılarak fiilen davacıya devredildiğini, ancak davacının bu devirleri hiç dikkate almadan hakkaniyete ve ortaklıktan ayrılma protokolüne aykırı olarak 637.000.00 TL alacağı olduğunu iddia ettiğini, 01.05.2011 tarihinde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile davacının 1.400.000,00 TL’lik hisse değerine karşılık 750.000,00 TL tutarındaki araç ve gayrimenkulün verileceği ve stoklar ile cari hesaplar sayımı yapılarak fiilen devredildikten sonra, kalan bakiyenin 13.000,00 TL’sinin 02.05.2011-06.05.2011 tarihleri arasında, 40.000,00 TL’nin 2011 Haziran ayında, 50.000,00 TL’nin 2011 yıl sonunda, 150.000,00 TL’nin 2012 yılında, 150.000,00 TL’nin 2013 yılında ve kalanının 2014 yılında ödenmesinin kararlaştırıldığını, protokolde yer aldığı gibi stoklar ve cari alacakların sayımı yapılarak 15.05.2011 tarihinde fiilen devredildiğini, söz konusu stok listesinin fiili değerinin 110.000,00 TL, cari alacaklar değerinin 180.717,21 TL olduğunu, cari alacak listesinde yer alan kişilerin, borçlarını davacıya ödediğini, 346.282,79 TL borcu kaldığını, ancak bu borcun zamanaşımına uğradığını, TBK’nın 147/4 maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ve zamanaşımını kesen sebepler bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Karşı davada davalı vekili, müvekkilinin hisse devir sözleşmeleri gereği bütün hisselerini alacakları ve pasifleriyle birlikte devrettiğini, sonuçlanan davalara göre borçlunun şirket olup, karşı davacının söz konusu alacağı isteme yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin şirkete akaryakıt borcunun da bulunmadığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ; asıl davadaki zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, hem ortaklığın sonlandığı 01.05.2011, hem de ilk taksidin ödenmediği 2001 haziran ayından itibaren 5 yıllık sürenin dolduğu, ortaklık bitiminden ve yine dönemsel edim niteliğinde olan protokol ile belirlenen alacak için de TBK’nın 150. madde uyarınca ilk edimin ödenmediği 2011 Haziran’dan başlayacağı, dava tarihi olan 05.12.2016 tarihinde ortaklar arasındaki talebe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine ; karşı dava yönünden ise, ortaklığı devralan davacının ortaklığı devreden davalıdan dava dışı şirkete karşı açılmış olan davalar nedeniyle yapılan ödemelerden dolayı davalının hisse oranında sorumlu olduğundan bahisle alacak talep ettiği, ancak bahse konu tüm dosyalarda davacı ve davalının taraf olmayıp, dava dışı Özsoylar Tarım ve Endüstri Ürn.Tic.Ltd.Şti’nin taraf olduğu, bu hali ile söz konusu dosyalardan dolayı davalının şahıs olarak sorumluluğu olmadığı gibi ortaklık hisselerini noterden tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devretmiş olması karşısında davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, talebin ve istinaf sebeplerinin niteliğine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, esas davada zamanaşımı nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin esas davaya yönelik kararının kaldırılmasına, mahkemece deliller tamamlandıktan sonra esas dava hakkında karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle, bu aşamada esasa yönelik istinaf denetimi yapılamadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, karşı davanın kabulü gerektiği yönündeki karşı davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) İlk derece mahkemesi tarafından asıl davada verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesi tarafından HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, esas hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar HMK’nın 353/1-a bendi uyarınca kesin olup, işbu karara karşı taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulamamaktadır. Bu durumda, bölge adliye mahkemesi kararına karşı asıl davada davalı vekilince yapılan temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince karşı davada verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karşı davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden karşı dava yönünden-davacıdan alınmasına, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.