Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1622 E. 2020/4341 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1622
KARAR NO : 2020/4341
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.11.2018 tarih ve 2014/645-2018/1246 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı …Ş vekili tarafından duruşmalı, davacılar vekili ve diğer davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. …, davalı … vekili Av. …, davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili …’nın kardeşi, diğer müvekkillerinin oğlu olan …’ın Ergaz marka LPG tüpü ile Arçelik marka şofbenin birlikte kullanılmasından elde edilen sıcak suyla banyo yaparken CO intoksikasyonu sonucu vefat ettiğini, anne-babanın destekten yoksun kaldıkları gibi tüm davacıların acı ve ızdıraba sevk olduklarını, davalılardan Ergaz A.Ş.’nin sigortacısı olan davalı … şirketinin kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek davacı … için 18.000.- TL destekten yoksun kalma tazminatı, 25.000.- TL manevi tazminat, davacı … için 20.000.- TL destekten yoksun kalma tazminatı, 25.000.- TL manevi tazminat, davacı … için 10.000.- TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, davalı sigortacının maddi tazminatlarla sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 03.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminatı olarak müvekkili … için 44.580.- TL, müvekkili … için 46.296.- TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili, dava dilekçesinde vefatın CO intoksikasyonu sonucu meydana geldiğinin açıklandığını, müvekkilinin ancak tüpün infilakı, gaz kaçırması, yangın çıkarması hallerine teminat verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, şofbenin ayıplı olduğunun tespit edilemediğini, montajın müvekkili tarafından yapıldığının, servis hizmeti verildiğinin kanıtlanamadığını, olayın meydana gelmesinde banyonun küçüklüğünün, yetersiz havalandırmasının ve havanın soğukluğunun etkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili, tüp bulundurulan ve yeterli havalandırmanın yapılmadığı alanlarda şofben zehirlenmesinin kaçınılmaz olduğunu, bütün kullanıcıların hava akışını sağlayıp sağlamadığını denetlemenin müvekkilinden beklenilemeyeceğini, olayla ilgili tutanaklarda müvekkiline ait tüpten kaynaklanan bir hata ya da ayıbın kazaya sebebiyet verdiğine dair bir bilginin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffanın banyoda bulunan LPG gazını tam olarak yakmayan niteliksiz, güvenliksiz şofbenin ürettiği karbonmonoksit gazını soluması nedeniyle öldüğü, Ergaz San. ve Tic. A.Ş.’nin tüpün cihaza bağlanması, sızdırmazlık kontrolünün yapılması ve tüketicinin bilgilendirilmesi ve sair hususlar dahilinde, yine Arçelik marka şofbenin ortamdaki havanın içindeki oksijen gazı miktarı tehlikeli sınıra düştüğünde yanmayı durduran bir sensör ile donatılmadığından kusurlu oldukları, bu iki cihazın tüketici yönünden birbirinden bağımsız olarak çalıştırılabilmesi ve ayrı düşünülmesi söz konusu olamayacağı, ayrıca LPG tüpü ve şofben gibi ürünlerin yapısal olarak insan sağlığı ve güvenliği açısından tehlikeli niteliğinden, zararlı sonuç doğurabilme potansiyelinden dolayı bu ürünler nedeniyle uğranılan zararların 6098 sayılı TBK’nın 71. maddesi, 5307 sayılı Yasa ve Tüpgaz ZMMS poliçesi genel şartları dahilinde davalıların kusursuz sorumlu oldukları, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davacı … yönünden yoksul kalınan destek zarar miktarı olarak hesaplanan 46.296,18 TL’nin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde davalılar Ergaz San. ve Tic. A.Ş. ile Arçelik A.Ş. açısından kazanın meydana geldiği 23.12.2008 tarihinden itibaren, diğer davalı … A.Ş. açısından dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle adı geçen davacıya verilmesine, davacı … yönünden yoksul kalınan destek zarar miktarı olarak hesaplanan 44.580,18 TL’nin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde davalılar Ergaz San. ve Tic. A.Ş. ile Arçelik A.Ş. açısından kaza tarihinden itibaren, diğer davalı … A.Ş. açısından dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle adı geçen davacıya verilmesine, davacı … için takdir olunan 15.000.- TL, davacı … için takdir olunan 15.000.- TL, davacı … için takdir olunan 4.000.- TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar Ergaz San. ve Tic. A.Ş. ile Arçelik A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiliyle adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/2 Esas sayılı dosyası ile açılıp işbu dosya ile birleştirilen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemişse de bu dosya bakımından temyiz isteminin bulunmamasına göre, davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece verilen 15.11.2012 tarihli davanın reddine yönelik karar Dairemizin 05.12.2013 tarih ve 2013/6352-22165 E.K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra davacılar vekilince 03.12.2015 tarihinde dava ıslah edilmiş, mahkemece, destekten yoksun kalma talebinin ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiştir. Ancak Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Karardan sonra 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 18’inci maddesiyle eklenen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesi uyarınca Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceği düzenlenmişse de, 6100 sayılı HMK’nın 448/1. maddesi uyarınca HMK hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır. Bu durumda ıslah tarihi itibariyle bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağının nazara alınmaması yerinde olmamış, kararın bu sebeplerle davalı …. ve Tic. A.Ş. ve davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davalı, vefata sebebiyet verdiği iddia edilen şofbenin 1990’lı yılların ilk çeyreğinde üretildiğini savunmuş, davacılarca bu savunmanın aksi iddia ve ispat edilememiştir. Davacıların mirasbırakanının 23.12.2008 tarihinde vefat ettiği uyuşmazlık dışıdır. Anılan şofbenin davacılarca düzenli olarak bakımlarının yaptırıldığı ispat edilemediği gibi, davalı …Ş.’nin şofben için bakım ve servis hizmeti verdiğine dair bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı …Ş.’ye karşı açılan davanın reddi gerekirken üretiminin üzerinden uzun bir süre geçen şofbenin niteliksiz ve güvenliksiz olduğu kabul edilerek havanın içindeki oksijen gazı miktarı tehlikeli sınıra düştüğünde yanmayı durduran bir sensör ile donatılmadığı gerekçesiyle bu davalının sorumlu tutulması yerinde olmamış, kararın Arçelik A.Ş. yararına bozulmasını gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı …. ve Tic. A.Ş. ile davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı …Ş. yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21.10.2020 tarihinde (2) nolu bent yönünden oyçokluğu, diğer bentler yönünden oybirliği ve birleşen davada olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesinin bozma nedeni yapılıp yapılmaması yönündende oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/2 Esas sayılı dosyasıyla görülmekte olan davanın 11.01. 2016 tarihinde iş bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiş ve dolayısıyla asıl ve birleşen dava birlikte görülmüş olmalarına rağmen, birleşen dava yönünden karar verilmemiştir.
Hem asıl hem de birleşen dava yönünden yargılamaya son verildiğine göre, birleşen dava hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yerinde olmadığından kararın bu yönden de bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte yazılı görüşüne katılmamaktayız.

KARŞI OY
Asıl dava yönünden;
03.12.2015 ıslah tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 177/1 maddesinde, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiş;
04.02.1948 tarih 10/3 ve 06.05.2016 tarih 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında da, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı hususu hüküm altına alınmıştır.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren, 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı Yasa ile değişik HMK 177/2 maddesindeki “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceği, ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumu ortadan kaldırılamayacağı”na ilişkin getirilen yeni düzenleme ile bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davanın reddine ilişkin yerel mahkemenin 15.11.2012 tarihli kararının davacı vekilince temyizi üzerine karar, Dairemizin 05.12.2013 tarih, 2013/6352-22165 sayılı kararı ile bozulması üzerine yerel mahkemece bozmaya uyularak tahkikata devam edilmiş ve yargılama sonucunda temyize konu 22.1.2018 tarihli hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda açıklanan içtihadı birleştirme kararlarının temel mantığı, bozma ilamı ile taraflar yararına … usuli kazanılmış hakların ihlal edilememesi ilkesidir.
Usulü müktesep hak, anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı İBK).
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uyulduktan sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması gibi, geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması durumunda da bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak, hukukça değer taşımayacaktır.
Somut uyuşmazlık yönünden, yargılama sırasında yürürlüğe giren 7251 sayılı Yasa ile değişik HMK 177/2 maddesi hükmü, usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturduğundan davacının ıslahla artırdığı bölüm yönünden uyuşmazlığın esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, 7251 sayılı Yasa ile değişik HMK 177/2 maddesi hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle yerel mahkeme kararının 2 nolu gerekçe ile bozulması isabetli olmamıştır.
Sayın çoğunluğun 2 nolu bozma gerekçesine açıklanan nedenlerle katılamıyorum.