Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1661 E. 2020/2104 K. 26.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1661
KARAR NO : 2020/2104
KARAR TARİHİ : 26.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/12/2017 tarih ve 2014/783 E- 2017/1306 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 25/10/2018 tarih ve 2018/261 E- 2018/1640 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalıların ortağı ve yöneticisi oldukları HS Kumaşçılık San. ve Tic. Ltd. Şti’nden alacaklı olduklarını, davalı şirketin satın aldığı mallara karşılık keşide ettiği çekleri gününde ödemediğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, davalı şirket hakkında icra takipleri yaptıklarını, takiplerde davalının malvarlığını boşaltmış olduğunun ortaya çıktığını, davalıların şirket yöneticileri olarak kusur, ihmal ve kasıtlı olarak gerçekleştirdikleri hileli işlemler ile, borçlu şirketin malvarlığını yitirmesine neden olmalarından dolayı TTK’nın ilgili maddeleri gereği vermiş oldukları zararlardan sorumlu olduklarını, şimdilik 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili; davacı şirketin HS Kumaşçılık San. Ve Tic. A.Ş’ye fatura karşılığı satmış olduğu mal karşılığında bu şirketten faiz ve masraf hariç 2009 cari hesap bakiyesi ile 711.129,11 TL alacaklı olduğunu, alacağının tahsili için başlattığı takibin sonuçsuz kaldığını, alacak nedeniyle davalılara karşı icra takipleri ile bağlantılı olarak icra mahkemelerinde davalar açtıklarını, açılan her iki yargılama dosyasında hazırlanan bilirkişi raporları ile davalılardan Işık Tekstil ile borçlu HS Kumaşçılık arasında gerçekleşen faturalaşma işlemlerinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, muvazaayı ilk olarak Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/192 sayılı dosyasının ek bilirkişi raporu ile 06/06/2013 tarihinde öğrendiklerini, ancak defter ve kayıtlar üzerinde ayrıntılı bir bilirkişi inceleme ve değerlendirmesi yapılmaksızın muvazaaya vakıf olabilmelerinin mümkün olmadığını, haksız fiil nedeniyle şimdilik 500.000,00 TL tazminat taleplerini belirsiz alacak davası olarak açmış bulunduklarını, bu taleplerinin reddedilmesi halinde ise kısmi dava olarak kabul edilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı … vekili; davacının davasını TTK m 336 vd.na göre açtığını, bu davanın yönetim kurulu üyelerine karşı açılabileceğini, davalının böyle bir sıfatının bulunmadığını, taraf sıfatı bulunmayan davalı müvekkili açısından işbu davanın reddi gerektiğini, iki şirket arasındaki mal alışverişinin gerçeği yansıtmadığını, mal varlığının da Işık Tekstil tarafından muvazaalı olarak hazcedilip mülkiyetine geçirildiğini iddia etmiş ise de, davacı şirketin borçlu şirket hakkında Bakırköy icra Müdürlüğünün 2009/27286 Esas sayılı dosyası ile girişmiş olduğu icra takibinde borçlu şirketin Işık Tekstil de bir alacağın olduğu sanısıyla 1. Haciz ihbarnamesi gönderdiğini, Işık Tekstil’in işbu ihbarnameye itirazı üzerine davacı şirketin Işık Tekstil ‘in gerçeğe aykırı beyanda bulunduğundan bahisle İİK’m89/4 hükmü gereğince dava açıldığını, işbu davanın Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2010/602 Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, yargılama sırasında tarafların defterleri incelenerek bilirkişi raporu düzenlendiğini, düzenlenen bu raporda davacı tarafın iddialarının aksine taraflar arasında gerçek bir ticari ilişkinin varlığının ortaya konulduğunu, yine davacı tarafın beyanlarının aksine borçlu şirketin Işık Tekstil’in faal bir şubesi konumunda olmayıp yasalara uygun bir şekilde kurulan ayrı bir tüzel kişiliği olan ve yine yasalara uygun olarak Işık Tekstil’in üst katında kiracı olan bir şirket olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Işık Tekstil Hambez Haşıl Çözgü San. Tic. Ltd. Şti. vekili, dava konusu tazminat talebinin hukuki dayanağının Mülga Borçlar Kanunun 50-51 maddelerine dayandırıldığını, davacının açmış olduğu davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, öncelikle davacının davalılardan Işık Tekstil Ltd. Şti’ne ikame ettiği dava yönünden zarar tazmini talebinin mümkün olmadığını, iş bu dava yönünden ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacının dava şartını yerine getirerek alacaklarının tamamını belirlemesi gerektiğini, davanın bu yönüyle dava şartından yoksun olduğunu, haksız fiilin varlığını kabul etmemekle birlikte mahkeme nezdinde aksi kanaat oluşmasına binaen davacının talepleri yönünden zamanaşımının vuku bulduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İlk derece mahkemesince, Işık Tekstil Ltd. Şti’ne satıldığı anlaşılan 615.828,70 TL tutarındaki malın Işık Tekstil Ltd. Şti’ne teslim edildiğine dair herhangi bir imzalı belge bulunmadığı, Işık Tekstil Ltd. Şti temsilcisi tarafından 615.828,70 TL malın Işık Tekstil’e teslim edildiği hususunun kabul edildiği, davalı Işık Tekstil Şirketi tarafından 583.278,33 TL’lik malı iade edildiğine dair iade faturası düzenlendiği, iade faturasının HS Kumaşçılık Şirketine teslim edildiğine dair herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, bu nedenle işlemlerin fiktif olduğu, HS kumaşçılık Ltd. Şti’nin yöneticileri tarafından, alacaklılardan mal kaçırmak ve şirketin içini boşaltmak kastı ile 615.828,70 TL zarara uğratıldığı, davacı Renteks vekili tarafından sunulan dilekçeler incelenerek Işık Tekstil Şirketi ve yöneticisine dair muvazaa iddialarının bulunduğu, HS Kumaşçılık ve Işık Tekstil yetkilileri arasında akrabalık bağının detaylı bir şekilde anlatıldığı, haksız eylemlerin ve bu eylemlerin sorumlusunun davacı Renteks tarafından bilindiğinin açık olduğu ve davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçeleriyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun Işık Tekstil Hambez Haşıl Çözgü San. Tic. Ltd. Şti. ve … yönünden esastan reddine ve Hacı Kök yönünden esastan kabulüyle; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 19/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve HS Kumaşçılık Şirketine ödenmesine, birleşen Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/889 Esas sayılı dosyasında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 
1- Asıl dava; şirket alacaklısı üçüncü kişi tarafından şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası, birleşen dava ise; şirket yöneticileriyle beraber ve şirket zararına hareket eden üçüncü kişilere karşı açılan tazminat davasıdır. Somut olayda, davacı tarafça alacaklısı oldukları HS Kumaşçılık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin içinin davalı şirket yöneticileri tarafından boşaltıldığı, birleşen dosya davalısı …’in borçlu HS Kumaşçılık Ltd. Şti’nin gizli ortağı olduğu, Işık Tekstil Hambez Haşıl Çözgü San. Tic. Ltd. Şti’nin ise fiktif alım satım işlemleri ile borçlu şirketin alacaklısı olarak gözüken şirket olduğu ileri sürülmüştür.
Asıl ve birleşen davada ileri sürülen sorumluluk sebepleri birbirinden farklı olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf denetimi yapılırken asıl ve birleşen davalar yönünden; davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen “davaların istiklali prensibi” uyarınca ayrı ayrı değerlendirme yapılarak istinaf istemi kısmen dahi kabul edilse bile HMK 353/1-b-2 ve 3. bentleri uyarınca, infazda tereddüte yer verilmeyecek şekilde asıl ve birleşen davalar yönünden yeniden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir iken, denetime elverişli olmayacak şekilde her iki dava yönünden yeniden ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle re’sen usulden bozulmasına karar verilmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.