Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1820 E. 2020/2587 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1820
KARAR NO : 2020/2587
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 15/02/2017 tarih ve 2014/1269-2017/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 1999 yılı içerisinde 560.848,00 TL’si öz kaynak olmak üzere toplam 1.981.066,00 TL zarara uğradığını, incelenen mali tablolarının şirketin gerçek mali durumunu ve faaliyet sonucunu yansıtıp yansıtmadığı konusunda kesin kanıya varılamadığını, 12.05.2000 tarihinde olağanüstü olarak toplanan genel kurulca 1999 yılı bilançosunun onaylanmamasına ve 01.01.1999-31.12.1999 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinden davalıların ibra edilmemelerine karar verildiğini, ortaya çıkan mali tablolardan şirket işlerinin görülmesinde gerekli özen ve sadakati göstermek borcu altında olan davalıların kusurlu ve sadakatsiz idare şekilleri ile şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 1.981.066,00 TL zararın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 1999 yılında gerçekleşen yönetim giderlerinin 2000 yılında gerçekleşen genel yönetim giderlerine kıyasen olağan sayılabilecek benzer bir büyüklükte olduğu, 1999 yılında kurum kazancından indirim konusu yapılan Genel Yönetim Giderleri arasında içeriği gerçeği yansıtmayan belgelere dayalı, belgesiz, sebepsiz veya ticari işletme ile ilgisiz giderler varsa davacı tarafından somut olarak belgelendirilmesi halinde bu tip giderlerin zararlandırıcı işlem nitelemesiyle haksız fiile dayanarak davalılardan talebinin mümkün olabileceği, ancak bu hususta gerekli belgelerin dosyaya sunulmadığı, soyut olarak zararlandırıcı işlem (haksız fiil) nitelemesiyle davalı eski yönetim kurulu üyelerinden zarar tazmini talep edilemeyeceği, ayrıca her bir yönetim kurulu üyesinin görev sürelerinin birbirinden farklı olduğu, bir kısmının bir hafta, on gün gibi kısa sürelerle çalıştıkları, bir kısmının ise birkaç ay görev yaptığı, davacı tarafça zararlandırıcı işlem olarak ileri sürülen bu işlemlerin somutlaştırılmasının yanı sıra tek tek hangi yönetim kurulu üyesinin kasti veya ihmali hareketi sebebiyle zararın oluştuğunun da ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafça hiçbir hususun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı TMSF’den harç alınmasına yer olmadığına, 03/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.