Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1955 E. 2020/4964 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1955
KARAR NO : 2020/4964
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2016 gün ve 2015/783 – 2016/430 sayılı kararı onayan Daire’nin 08/01/2019 gün ve 2017/2707 – 2019/107 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 15.02.2013 tarihli genel kurul toplantısında müvekkillerine bilançoların ancak Bakanlık komiserinin yanında talep etmeleri üzerine verilebildiğini, daha önce incelenmediği belirtilen bilançolardan dolayı şirketin kötü yönetildiği düşüncesiyle Yönetim Kurulu ve denetçinin ibra edilmediğini, şirket kasasında yüklü miktarda nakit bulundurulduğunu, kasada bu kadar para tutulması mümkün olmadığı gibi, miktarında da düşüş gözlendiğini, müvekkillerinin şirketten hiç kâr payı almadıklarını, şirket yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ve kâr payı almadan böyle bir şirketi yönetmeyeceklerini, bunun üstü örtülü dağıtım yapıldığını ortaya koyduğunu, ederinin çok üzerinde gayrimenkul alındığını, bunun da kasadaki parayı aklamak anlamına geldiğini, gayrimenkulün banka kredisiyle alındığını öğrendiklerini, şirket kasasında para varken ortaklara kâr payı dağıtılmayarak gayrimenkul alınmasının şüpheli olduğunu, şirketin basiretli bir tacir gibi yönetilmediğini, davalı şirketin gerçek satış değerlerinin belirlenmesi ile iş ilişkisi içinde olduğu Konya Kumaş San. ve Tic. A.Ş ile arasındaki satımların düşük oluşunun görüleceğini, Yönetim Kurulu üyelerinin aynı zamanda diğer şirketlerin ortağı ve müdürü olduklarını, bunun da TTK’nın 396. maddesine aykırılık taşıdığını, denetçinin tarafsız bir denetim yapmadığını, sunduğu raporun yüzeysel olduğunu, genel kurul çağrı ilanının usulüne uygun yapılmadığını, gerekli ilanların verilmediğini, genel kurul toplantısında bilançoların ve kâr zarar hesaplarının kabulüne karar verildiğini, bunun mümkün olamayacağını, aynı yönetim kurulunun tekrar seçilmesinin kabul edilemeyeceğini, denetçi olarak seçilen kişinin şirketin mali müşaviri ile birlikte çalıştığını, yönetim kurulu ve denetçinin genel kurulda ibra edildiklerini, ancak yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, genel kurul gündeminin usulüne uygun ilan edilmediğini, müvekkillerinin denetim haklarının engellendiğini, şirkette bazı kişi veya kişilere örtülü aktarımların yapıldığını, müvekkillerine karşı şeffaf ve iyi niyetli yaklaşım göstermediklerini ileri sürerek, 15.02.2013 tarihli genel kurulda alınan 4, 5, 7, 8. numaralı kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 446/1 maddesindeki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 20,80 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.