Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2172 E. 2020/4754 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2172
KARAR NO : 2020/4754
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.04.2014 tarih ve 2011/224 E. – 2014/103 K. sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 03.11.2020 günü başka gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. …, davalı … vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Ataköy acentasında görevli personel … (Dealer) ile hesap sahibi … ve …’in müşteri-dealer ilişkisi içerisinde olduklarını, 22.04.2004 tarihinde kendisini … olarak tanıtan bir kişinin telefonla dealeri arayarak kendisine ilk seferinde 50.000 lot, daha sonra da 75.000 lot olmak üzere toplam 125.000 lot Ünal Tarım A.Ş. (yeni) hisse senedi alım talimatı ve karşılığında portföyünde bulunan 4.500 lot Ereğli hisse senedi satış talimatı verdiğini, ancak dealer …’nun bu emirleri borsaya 194.000 lot olarak ilettiğini, bu emrin 135.000 lotu Ünal Tarım A.Ş. (yeni) alışı olarak ve karşılığında 4.860 Lot Ereğli hisse senedi satışı olarak gerçekleştirildiğini, 22.4.2004 tarihinde müşteri tarafından herhangi bir başka talimat verilmediğinin ses kayıt incelemelerinden anlaşıldığını, müşteri talimatına aykırı olarak fazla alınan ve satılan hisse senetleri hakkında dealırın geçerli bir açıklama yapamadığını, bunun üzerine müşteri hesabında yeterli bakiye ve portföy bulunması nedeniyle görevli personel …’na söz konusu senette eski-yeni farkının müşteri tarafından bilinip bilinmediği ve müşterinin aranarak bu hususun belirtilmesi ve müşterinin bilgisinin bulunduğu şeklinde şirketlerine yönelik yazılı beyanının alınması gerektiği talimatının verildiğini, …’nun müşteri ile görüşüp bu bilgiyi aktardığını, ancak müşterinin Diyarbakır’da olması nedeniyle yazılı talimatın 27.04.2004 günü gönderileceğinin bildirildiğini, yazılı talimatın daha sonra gelmediğini, şirketin Ataköy acentasında görevli dealeri … tarafından 28.04.2004 tarihinde saat 09.12’de şirket merkezini arayarak … hesabına işlem yapabilmesi bakımından 120 Milyar TL işlem limiti talep ettiğini, borsa seansının 09:30’da başladığı dikkate alındığında ve müşterinin 09:15’te 70.000 lot Ünal Tarım A.Ş. yenide işlem yapacağını beyan etmesine rağmen 3 dakika önce …’nun bu emri almadan re’sen bu limiti talep ettiğini ileri sürerek, şirketin müşterilerinden … ve …’in şirket nezdindeki yatırım hesaplarından 22.04.2004 tarihinde yapılan 135.000 lot ve 28.04.2004 tarihinde yapılan 775.000 lot olmak üzere toplam 910.000 lot tutarındaki Ünal Tarım A.Ş. (yeni) hisse senetlerinin alım-satım işleminin ve bu senetlerin takasının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekili, davanın kabulüne, işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davalı … vekili, davalı …, davalı …, davalı … vekili, davalı … vekili, davalı … vekili, davalı …, davalı …, davalı … vekili, davalı … vekili, davalı … vekili, davalı … vekili, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının asıl hisse senetleri alımını yapan davalı … ve … ile sulh olup bu iki davalı hakkındaki davasından feragat ettiği, diğer davalılar yönünden ise, davalılardan herhangi bir zarar ve tazmin talebinin bulunmadığı, davacının talebinin sadece davalılar … ve … tarafından 22.04.2004 ve 28/04/2004 tarihlerinde yapılan alım işlemlerinin ve takaslarının iptaline ilişkin olduğu, davacı ile davalılar … ve … dışındaki diğer davalılar arasında herhangi bir alım-satım ilişkisi mevcut olmayıp, bu davalıların davacının akidi durumunda da olmadığı, davalılar … ve … dışındaki davalıların aynı hisse senedinden davacı dışındaki başka menkul değerler şirketleri vasıtasıyla satın almış olmalarının onlara davada davalı sıfatını kazandırmayacağı, zira, davacının talebinin manipülasyon iddiasıyla uğradığı zararın tazmini talebi değil, davalılar … ve …’in yaptığı alım işlemlerinin iptaline ilişkin olduğundan ve davalıların bu iki davalı ile aynı hisse senedinden satın almış olmalarının kendilerine manipülasyona dayalı husumet tevcihi için yeterli olmadığından işbu davada kendilerine husumet düşmediği gerekçesiyle, davanın … ve … yönünden feragat, diğer davalılar yönünden ise, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafından, müşterileri olan davalı … ve …’in hesaplarından 22.04.2004 tarihinde 135.000 Lot ve 28.04.2004 tarihinde 775.000 Lot olmak üzere toplam 910.000 Lot Ünal Tarım A.Ş. (Yeni) hisse senetlerinin alım-satım işleminin ve bu senetlerin takasının iptali istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın davalı … ve … yönünden feragat, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak husumet, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları olmakla birlikte mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Aksi halde dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan reddedilir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. (aktif husumet). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet). Bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir ve nitelik itibariyle husumet, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli bir itirazdır.
Davacının bir davayı açmakta hukuki yararının da bulunması gerekir. Buna hukuki korunma ihtiyacı da denir. Davacının dava açmaktaki hukuki yararının korunmaya değer bir yarar olması ve hukuki yararın dava açıldığı anda var olması gerekir. Hukuki yarar, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında ve re’sen nazara alınmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde ise, davacı tarafından, müşterileri olan davalılar … ve …’in diğer davalılar ile birlikte el ve işbirliği içerisinde şirketleri nezdindeki yatırım hesaplarından toplam 910.000 Lot Ünal Tarım A.Ş. (Yeni) hisse senedi alım işlemi yaptıklarını ve bu işlemin şirketleri açısından yaklaşık olarak 1.400.000,00 TL risk doğuran bir işlem olduğunu, tüm davalıların bu manipülasyon eyleminin içinde olduklarının iddia edilmesi olgusu karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davalılara husumet düşmektedir. Davacı haksız fiile dayalı olarak dava açtığından davalılar ile davacı arasında akdi ilişki bulunmamasının bir önemi de olmamaktadır. Bu durumda, öncelikle davacının manipülasyon eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı açıklattırılarak davadaki hukuki yararının tespitinden sonra işin esasının incelenmesi, bu cümleden olarak davacının dayandığı tüm deliller toplanmak, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının daha ziyade tefrik öncesi birleşen davaya yönelik kanaatler içeren ve dahi uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayan raporlar olduğu göz önünde bulundurularak, manipülasyon iddiası hususunda bilirkişilik yapmaya ehil, aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, her mahkumiyet kararının o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu, ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hususlarının hukuk hakimini bağlayacağı da gözetilmek ve bu nedenle bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davası da incelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 05.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.