Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2493 E. 2021/1741 K. 25.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2493
KARAR NO : 2021/1741
KARAR TARİHİ : 25.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.03.2016 gün ve 2014/298 E. – 2016/174 K. sayılı kararı onayan-düzeltilerek onayan Daire’nin 19.02.2019 gün ve 2017/3125 E. – 2019/1327 K. sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı banka ile yapılan 13/03/2002 tarihli protokol gereğince milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı ve tabiat korumu alanlarından elde edilen gelirlerin davalı bankanın Ankara/… Şubesindeki Milli Parklar Koruma ve Geliştirme Hizmetleri hesabına yatırıldığını, 01/06/2013-31/12/2013 tarihleri arasında biriken gelirlerin davalı banka tarafından bakanlığın merkez saymanlığının Merkez Bankasında bulunan hesabına aktarılmaması üzerine müvekkilin tarafından biriken paraların gönderilmesinin istenildiğini, 20/01/2014 tarihi itibarıyla biriken 16.505.438,49 TL paranın hesaba aktardığını, aylık olarak aktarılması gereken paranın süresinde aktarılmaması ve gelirlerin genel bütçeye gelir kaydedilmemesi sebebiyle hazine adına ortaya çıkar kaybın giderilmesi için 06/02/2014 tarihli yazı ile gecikmeden doğan faizin hesaba aktarılmasının istenildiğini, davalının faiz ödemesini kabul etmediğini bildirdiğini, Milli Parkları Koruma ve Geliştirme Hizmetlerine İlişkin Esas ve Usuller ve imzalanan protokolün 4. maddesinde gelirlerin nasıl ve ne zaman yatırılacağının belirlendiğini, ileri sürerek asıl davada her ay için biriken ve ayrı ayrı olarak vadesinde yatırılmayan miktarların ticari temerrüt faizinin davalıdan tahsilini, birleşen davada asıl dosyada talep edilen alacağın anaparaya dönüştüğünü ve bu dosyada fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu ileri sürerek anaparaya dönüşen alacağın 20/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davada, davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, değeri belirtilmeyen davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile imzalanan 13/03/2012 tarihli protokolde belirtilen kapsamda aktarım yapılmadığı taktirde herhangi bir faiz/ceza ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, davacının da 10/01/2014 tarihinden önce uyarıda bulunmadığını, davacının da üzerine düşen kontrol yükümlülüğünü ihlal ettiğini, zararın artmasına davacının sebebiyet verdiğini, zarar var ise de taraflar arasında paylaştırılmasının gerektiğini, faize faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece asıl davanın ıslah edilen bedel üzerinden kabulü ile 734.143,74 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini davacının birleşen dosyadaki talebinin temerrüt faizine faiz yürütülmesine yönelik olması sebebiyle reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
(1)Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
(2) Mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, bu durumda birleşen davada davalı taraf yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 13. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken bu hususun gözden kaçırılması doğru değil ise de, yargılamanın eriştiği aşama ve usul ekeonomisi gözetilerek anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 19.02.2019 tarih ve 2017/3125 Esas ve 2019/1327 Karar sayılı ilamının ”SONUÇ” kısmının (1) numaralı bendinde yer alan ” asıl ve birleşen davaya yönelik tüm ” ifadesinin çıkartılarak yerine ” asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine” ifadesinin eklenmesine, yine Dairemiz ilamına (3) numaralı bent olarak ” Mahkeme kararının hüküm kısmının B) Bölümüne 5 nolu bent olarak, birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800 TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine ve birleşen davada verilen hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, işbu ilamın Dairemizin 19.02.2019 tarih ve 2017/3125 Esas ve 2019/1327 Karar sayılı ilamının eki sayılmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.