Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2497 E. 2020/2438 K. 05.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2497
KARAR NO : 2020/2438
KARAR TARİHİ : 05.03.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2019 tarih ve 2017/611 E- 2019/49 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 03/05/2019 tarih ve 2019/512 E- 2019/555 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 30/12/2015 tarihinde 2015/13574 tescil numarası ile “trabzon kart” (TRABZON KART) markasını tescil ettirildiğini, bu markanın idare adına maruf ve tanınmış bir marka olduğunu, Trabzon Kart isminin kamuya malolmuş ve müvekkili idare tarafından ulaşım ve toplu taşımacılıkta kullanılmakta olan bir marka olduğunu, davaya konu markanın yer ismi olan ‘Trabzon’ ve mamul ismi olan ‘Kart’ kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu, Trabzon ismi bir coğrafi isim olduğundan davalı tarafından tekele alınması ve idarece kullanımının engellenmesinin mümkün olmayacağını, Türkiye genelinde il adı ve sonuna kart ibaresi konularak oluşturulmuş markaların (örneğin Ankarakart, Antalyakart gibi ) belediyeler tarafından toplu taşıma, elektronik kart ve diğer belediyecilik hizmetlerinde kullanılmasının bir teamül haline geldiğini, davalının da bu kullanımı öngörmek sureti ile Trabzonkart markasını kendi adına tescil ettirdiğini ve idareden maddi menfaat sağlama beklentisine girdiğini, zira davalı tarafından idareye verilmiş olan ve toplamda 8,000.000,00TL para + komisyon vs. istemler içeren dilekçenin davalının haksız menfaat temini amacının ve kötü niyetinin bir kanıtı olduğunu ileri sürerek, davaya konu markanın sicilden terkinine ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Trabzon kart markasının müvekkiline ait projenin bir parçası olduğunu, proje ile Trabzon’da gerçekleştirilecek konaklama, alışveriş, eğlence, restoran hizmetlerinden “indirim + puan” kazanılabilecek anlaşmalar sağlayarak kullanıcılara katkı sağlanacağını, bu sebeple ilgili marka başvurunun yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporlar ve tüm dosya kapsamına göre; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-c bendine göre coğrafi yer adlarının tek başına marka olarak tescil edilemeyeceği ancak bu tür markaların yanına ek veya ürün isimlerinin alınması durumunda marka olarak tescillerinin mümkün olacağı, dava konusu olayda davalı … adına tescil edilmiş olan “Trabzon Kart” isimli markanın Trabzon il ismi yanında ürün adı olan “Kart” ibaresi ile birleştiği, bu yönüyle dava konusu olayda davalı tarafın markasının coğrafi kaynak bildirme gerekçesiyle hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davacı idare adına “Trabzon Kart” markasına ilişkin Türk Patent Enstitüsü ve Marka kurumu nezdinde yapılan tetkiklerde tanınmış marka olduğuna ilişkin bir kaydın olmadığı, dava konusu “Trabzon Kart” isimli markanın Trabzon ve Kart ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerin ilgili düzenlemede belirtilen halka mal olmuş kültürel değer niteliğinde olmadığı, ihtilaf konusu markada davacının davalının marka başvuru tarihi olan 17/02/2015 tarihinden önceki tarihli kullanımı veya kendisine ait Trabzon Kart isimli markanın davalı tarafın marka başvurusundan önceki tarihlerde kullanılarak tescilsiz tanınmış marka olduğunu ispat eden herhangi bir delil ileri sürmediği, “Kent ismi+Kart” ibareli marka tescillerinin belediye iştiraki özel tüzel kişiler adına, gerçek kişiler adına ve 3. kişi niteliğindeki belediye dışındaki tüzel kişiler adına tescilli olduğu, böylelikle davacı yanın iddia ettiği gibi “Kent ismi+Kart” ibareli marka tescillerinin belediyeler adına tescil edildiğine ilişkin bir teamülün olmadığı, bu haliyle davalı tarafın “Trabzon Kart” isimli markayı kendi adına tescil ettirmede kötü niyetinin varlığının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı adına tescil olunan markanın mutlak sebeple hükümsüzlük istemine ilişkindir. Davacı vekili, coğrafi yer adı ve buna eklenen “kart” ibareli markaların kamusal hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edilebilecek markalardan olduğu ve davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğü talep edilmektedir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 7/1-f bendi uyarınca markanın tescil edildiği mal ve hizmetler yönünden, o mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markaların tescili mutlak ret sebebi olarak öngörülmüştür.
“Trabzonkart” ibaresi, belediye ya da valilik tarafından tüm şehirde geçerli olmak üzere sunulan toplu hizmetlerde anılan kuruluşla bağlantılı ve yetkili bir firma olduğu zannı uyandırabilecek ve bu sebeple tescil kapsamındaki hizmetlerin niteliği, üretim yeri ve coğrafi kaynağı bakımından halkı yanıltabilecek nitelikte markalardan olmakla mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
3-Hükümsüzlüğü istenilen dava konusu markanın başvuru tarihinin 17.02.2015 olduğu dikkate alındığında 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sy. SMK’nın geçici 1. maddesi uyarınca her bir marka başvurusunun başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılması gerektiği, diğer anlatımla, somut olaya konu uyuşmazlığının marka başvuru tarihi itibariyle yürüklükte olan mülga 556 sy. KHK hükümleri uyarınca karara bağlanması gerektiği halde, Mahkemece, olayda uygulanma yeri bulunmayan 6769 sy. SMK’ya göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.