YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2846
KARAR NO : 2020/1644
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/09/2017 tarih ve 2017/97 E- 2017/699 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/03/2019 tarih ve 2018/11 E- 2019/296 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin birikimini istediği zaman geri alabileceği ve yüksek oranda kâr getirecek bir yatırıma dönüştürmek için davalıya belge karşılığı 50.080,00 DM yatırdığını, müvekkilinin ihtiyacı nedeniyle ödediği parasının talep etmesine rağmen paranın ödenmediğini, davalının başlangıçta istendiği an paranın iade edileceği vaadinde bulunduğunu, davalının dolandırmak kastıyla hareket ettiğini, bu durumun SPK raporlarında açıkça anlatıldığını, yatırdığı para karşılığında müvekkiline ve diğer mağdurlara sadece ortaklık durum belgesi veya tahsilat makbuzu verildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin esasında ortaklık değil kredi anlaşması niteliğinde olduğunu, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun hareket etmediğini, hukuka aykırı olarak hisse senetlerini izinsiz halka arz ettiklerini, müvekkiline hisse senedi verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.080,00 DM karşılığı 25.605,49 Euro’dan şimdilik 1.000,00 Euro’nun tahsil edildiği 08/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasında mevzuata aykırı kurulan ortaklık ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında ibraz ettiği ıslah dilekçesi ile müvekkili tarafından davalıya verilen 25.600,00 EURO’nun tahsil edildiği tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 25.600,00 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece davalının eyleminin haksız fiil teşkil ettiği gözetilerek hüküm altına alınan paranın ödenme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/09/2017 tarih ve 2017/97 Esas 2017/699 Karar sayılı kararının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olunmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının kabulü ile davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, davacı tarafın alacak davasının kabulü ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince davacının talebi de nazara alınarak aynen ödenmesi kayıt ve şartıyla, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince ödeme tarihi olan 08/02/2000 tarihinden itibaren (davacının talebi de nazara alınarak) Devlet Bankalarının EURO cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte 25.600,00 EURO’nun davalı …Ş.’den alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.