YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/291
KARAR NO : 2019/7157
KARAR TARİHİ : 13.11.2019
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/03/2017 tarih ve 2014/298 E. – 2017/38 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/10/2018 tarih ve 2017/2771 E. – 2018/2118 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının “BIOXCIN” markasının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalı tarafın ise “NIOXIN” markasının TPMK nezdinde 2004/45876 ve 2006/53826 tescil numaraları ile 3. sınıflarda tescilli bulunduğunu, söz konusu markanın kullanılmadığını ileri sürerek davalı markasının kullanılmayan mal ve hizmetler yönünden iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasına dayanak yaptığı 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, her ne kadar TRIPS’ın 19. maddesinde benzer bir hüküm var ise de bu hükmün markanın kullanma zorunluluğunun mevcut olması halinde uygulanabileceği, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptali ile iç hukukta markanın kullanması zorunluluğunun kalmadığı, bu nedenle TRIPS hükümlerinin uygulanamayacağı, iptal kararından sonra yürürlüğe giren 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinde benzer bir hüküm yer almakta ise de bu hükmün kanunun yürürlüğe girmesinden sonrası için uygulanabileceği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilince 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinin olayda uygulanması gerektiği ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesi’nin 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline ilişkin kararının 6 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 6769 sayılı SMK’nın ise 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, her iki tarih arasında 4 günlük yasa boşluğu bulunduğu, bu nedenle somut olayda 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.