Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2942 E. 2021/1647 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2942
KARAR NO : 2021/1647
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.01.2018 tarih ve 2016/1388 E. – 2018/78 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.04.2019 tarih ve 2018/626 E. – 2019/559 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı vekilleri Av. … ve Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin EYB Holding A.Ş’nin ortağı olduğunu, diğer ortaklar tarfından şirketten dışlandığı gibi şirketin kâr dağıtmama kararı aldığını, ancak yöneticilere yüksek miktarda huzur hakkı ödenmesi yoluyla kazanç aktarımı sağlandığını, önceki dönem yönetici olan diğer ortakların ibrasına karar verilmişken müvekkilinin haksız yere ibra edilmediğini, diğer ortak… ile arasında ceza davalarının mevcut olduğunu, aile içi ilişkilerin bozulduğunu, şirketteki çoğunluğun bu durumu kötüye kullandığını, müvekkili yönünden ortaklığın devamının çekilmez hale geldiğini, davalı şirketin uzun süredir farklı gerekçelerle kâr dağıtmayarak esas mukaveleye aykırı hareket ettiğini, şirket kaynaklarının pay sahiplerini zarara uğratacak şekilde kullanıldığını ileri sürerek ihtiyati tedbir olarak davalı şirkete kayyım atanmasına, davalı şirketin haklı sebeple feshine, feshin uygun görülmemesi halinde ise karara en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkilinin hisseleri satın aldırılmak sureti ile müvekkilinin paydaşlıktan çıkarılmasına veya uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüme ulaşılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; ortada haklı bir sebep bulunmadığını, davacının davalı şirketi kasıtlı olarak zarara uğratmaya yönelik bir tutum sergilediğini, ve bu davranışlarını da sürdürmekte olduğunu, organları eksiksiz olan ve faaliyetini sürekli olarak yürüten davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şirketteki hisse oranının %23.67 olduğu, şirketin varlıklarının toplamının 6.741.195,33 TL, borçların ise 662.980,78 TL olduğu, 6.078.214,75 TL öz varlığı ile güçlü bir mali yapısının bulunduğunu, 2015 yılında hasılatın 4.083.936,22 TL ve dönem sonu kârının 106.712,55 TL 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında kârın dağıtılmamasına karar verildiği, bunun geçmiş yıl zararından kaynaklandığı, kaldıki kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptalinin mahkeme aracılığıyla talep edilebileceği, şirketin organlarının mevcut olduğu faaliyetine devam ettiği, çoğunluk hissesinin ve yönetim kurulu üyeliğini elinde bulunduran ortakların kötü niyetli tutum ve davranışlarının kanıtlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin ne kadar maaş alacağının genel kurulun taktirinde olduğu, TTK’nın 531.m. uyarınca fesih talebinde bulunulabilmesinin en son çare olarak dikkate alınması gerektiği, zira asıl olanın şirketin devamlılığı olduğu, davacının iddia ettiği hususlar değerlendirildiğinde şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluşmadığı, bunun doğal sonucu olarak davacı şirketten çıkarılması şartlarının da bulunmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi’nce kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK m. 531 dayalı anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.
Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir (11. HD, 02.06.2014, E. 2014/3669, K. 2014/10238).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının ortağı bulunduğu davalı şirket, bir aile şirketidir. Şirket ortakları arasındaki sorunlar özellikle ortaklar arasındaki çekişme ve dava dışı ortaktan kaynaklanan hakaretin bu tür şirketler bakımından haklı sebep oluşturacağının kabulü gerekir. Bu bağlamda davacı ile dava dışı ortak … arasındaki ceza mahkemesine intikal eden karşılıklı hakaret olayından sonra meydana gelen ortaklar arası gruplaşma, bir bütün olarak fesih için haklı sebep oluşturmaktadır. Ancak şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup feshin son çare olduğu gözetilerek, TTK 531. madde uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince haklı nedenlerin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi dair verilen karara karşı yapılan istinaf taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.