Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3163 E. 2020/3374 K. 01.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3163
KARAR NO : 2020/3374
KARAR TARİHİ : 01.07.2020

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/12/2018 tarih ve 2018/100-2018/505 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iç giyim konusunda gerek ülkemizde gerekse uluslararası alanda kabul görmüş bir kişi olduğunu, 1996 yılına kadar kendisine ait tescilli markalar altında imal ettiği iç çamaşırların, Türkiye ve dünya piyasalarının en ünlü ve kaliteli mamulleri arasına girdiğini, davalının da aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 09.10.1996 yılında bir protokol düzenlendiğini, bu protokolde, davacının sahibi bulunduğu “gabriel VENETO”, “Reflections” ve “Juneight” markalar ile Gossard, Berlei, Vanity Fair, Bolero, Gemma, Intima Cherry, Lou, Majestik ve Free Sport isimli markalara ait mümessillik ve tek satıcılık sözleşmelerini davalıya devretmeyi, ayrıca 01.09.1996 tarihinden itibaren bir yıl süre ile davalıya danışmanlık yapmayı taahhüt ettiğini, davalının ise bunun karşılığında maliki bulunduğu işhanını davacının uygun göreceği bir kişiye gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devretmeyi, 01.10.1996 tarihinden itibaren bu işhanındaki satış kira gibi tüm haklarından davacı lehine vazgeçmeyi, yapılan ithalatların fatura bedellerinin %5’ini davacıya ödemeyi üstlendiği, sözleşmede öngörülen edimlerin müvekkili tarafından yerine getirilmesine rağmen davalının kendi edimlerini ifa etmediğini, bu konuda kendisine gönderilen ihtarnameye ise gabin nedeniyle sözleşmeyi feshettiğinden bahisle cevap verdiğini, oysa davalının fesih bildiriminin öncesinde ve sonrasında sözleşme hükümlerinden faydalandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 07.09.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 88.741,4 TL (51.327 TL bina değeri, 30.390 TL kira geliri, 8.000 TL komisyon alacağı, mahsubu gereken marka bedeli 1.760 TL olmak üzere) olarak arttırmıştır.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmede, davacıya ait markaların müvekkiline devri karşılığında müvekkilinin sahibi olduğu işhanının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacının uygun göreceği bir kişiye devrinin öngörüldüğü, ancak noterler tarafından resen düzenleme şeklinde yapılmayan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin batıl olduğunu, bu tür sözleşmelere dayalı olarak gayrimenkul mülkiyetinin devrinin istenemeyeceğini, ifanın hukuken imkansız bulunması nedeniyle BK’nın 20/1. maddesi uyarınca sözleşmenin de batıl hale geldiğini, davacının müvekkilini aldatarak sözleşmenin yapılmasını sağladığını, söz konusu sözleşmenin bir an için geçerli olduğu düşünülse bile davacının sözleşme ile kendisine yüklenen edimleri yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında 9.10.1996 tarihli sözleşmenin 1.maddesiyle VANETO, REFLECTION ve JUNEİGHT markalarının davalıya devri, 5.maddeyle de bu markaların devrine karşılık davaya konu iş hanının davacıya devredileceği ve devredilmemesi halinde bina değerinin 1.000.000 Dolara karşılık geldiğini (bu günkü 100.000 Dolar), bu durumda 100.000 Doların devri taahhüt edilen 3 markanın karşılığı olup sadece JUNEİGHT markasının devredildiği, marka değerinin tespitinin veri eksikliği nedeniyle yapılamadığı, mahkemece her 3 markanın da eşit değerde olduğu varsayılarak devir edilmeyen 2 marka nedeniyle 100.000 Dolardan 2/3 oranında indirim yapılmasının uygun bulunduğu, 1.000.000 Dolar olarak kabul edilen alacağın Merkez Bankası kuruna göre 102.846 TL’ye tekabul ettiği ve devredilen bir marka karşılığının 34.282 TL olarak tespit edildiği, sözleşme tarihinden dava tarihine kadarki 2 yıl 11 ay 9 günlük kira bedelinin 24.753 TL bulunduğu, ancak davacının sadece bir markayı devretmiş olup tüm yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bunun 1/3 karşılığı olan 8.251 TL kira alacağı ile bilirkişi raporuna göre de 4.394 TL olan komisyon bedeli alacağı olmak üzere toplam 46.927TL’nin davacının söz konusu protokolden kaynaklı bina değeri, kira alacağı, komisyon alacağı toplamı olduğu, tarafların toplanan delillere göre eşit olarak kusurlu bulunduğundan belirlenen tazminat oranından BK 52. maddesine göre ½ oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davacının 23.463.50 TL talep edebileceği, davacı davasını başlangıçta 10.000 TL’lik kısmı dava şeklinde açtığı, daha sonra bu bedeli ıslah ile 88.741,4 TL’ye yükselttiği, ancak HMK m. 177/1 uyarınca ıslahın ancak tahkikatın sonuna kadar yapılabileceği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bozma kararından sonra davanın ıslahı mümkün olmayacağından davanın 10.000.- TL’lik kısmının kabulüne, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar mahkemece davacının ediminin üçte birini ifa ettiği nazara alınarak tazminata hükmedilmesi, mahkemece evvelce verilen 07/05/2010 tarih 2003/57 E. 2010/87 K. sayılı davacının 3 markanın devri bakımından edimini ifa ettiğine dair kararın temyizi üzerine Dairemizin, 09/11/2012 tarih 2010/13881 E. 2012/17812 K. sayılı ilamı ile “REFLECTION” ibareli marka haricinde diğer iki marka bakımından edimin ifa edildiği hususunun bozma kapsamı dışında bırakılmasıyla davacı lehine oluşan usuli müktesep hakkın ihlali niteliğinde olsa da davacının 10.000.- TL tutarındaki tazminat isteminin kabul edilmesi karşısında sonuca etkisinin buklunmadığının anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.