Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/325 E. 2020/3953 K. 08.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/325
KARAR NO : 2020/3953
KARAR TARİHİ : 08.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2017 tarih ve 2014/446 E- 2017/458 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2018 tarih ve 2018/60 E-2018/1268 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.10.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılardan Garanti Bankası vekili Av. … ve davalılardan Akbank vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bünyesinde muhasebe servisinin sevk ve idaresinin mali işler müdürü … tarafından 27.09.2006 tarihinde 30.09.2013 tarihine kadar yürütüldüğünü ve bu dönemde davalılar nezdinde bulunan sendika hesaplarından usulsüz yöntemlerle zimmetine para geçirdiğini, davalı bankalar tarafından gerekli sahtelik kontrollerinin yapılmayarak talimatların aslının talep edilmediğini, telefonla yapılacak işlem konusunda talimat altında imzası olan kişilerden teyit alınmadığını, davalıların ağır kusurlu eylemleri ile müvekkili sendikayı zarara uğrattığını, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, kusurlu eylemi ile müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, Garanti Bankası A.Ş’den 57.423.-TL, Akbank A.Ş’den 88.000.-TL’nin faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili, sendikanın 2006-2013 yılları arasında yapılan işlemlere itiraz etmediğini, uzun süren sakat işlemin sonucuna ses çıkarmayan kişinin o işleme icazet vermiş sayılacağını, genelde aynı yöntem kullanılarak bu güne kadar sendikanın işlemlerini gerçekleştirdiğini, davaya konu işlemler dışında da birçok işlemin gerçekleştirildiğini, bu yıllar içerisinde sendikanın hesap cüzdanını yazdırma işlemini gerçekleştirdiğini ve bu sayede de hesap hareketlerini ve bakiyelerini gördüğünü, keza; internete açık olan hesaptan ekstre alma ve bakiyeleri görme imkanının da bulunduğunu, bu nedenle usulsüz yapıldığını iddia ettiği işlemlerden haberinin olmadığını kabul etmenin mümkün bulunmadığını, bankaya gelen fax talimatlarının sendika antetli olduğunu ve sisteme kayıtlı sendika faxından gönderildiğini, talimatlardaki imzaların da sendika adına imza atmaya yetkili şahıslara ait imzalara bire bir benzediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, dava konusu ödemelerin davacının talimatına istinaden davacı sendika mali işler müdürüne yapıldığını talimatta yer alan imza ile davacının banka sistemindeki imzasının karşılaştırıldığını ve imzanın eşleşmesi üzerine işlem yapıldığını, bankaya gelen fax talimatlarının sendika antetli olduğunu ve sisteme kayıtlı sendika faxından gönderildiğini, bugüne kadar sendikaya davaya konu işlemler dışında da birçok işlemin gerçekleştirildiğini ve dolayısıyla ile davacı hesabından talimatlar ile …’a ödemeler yapılması bakımından banka nezdinde güven oluşturulduğunu, davacının Borçlar Yasası’nın 55. Maddesi gereğince çalışanı tarafından gerçekleştirilen zarar nedeni ile sorumlu bulunduğunu ve dava konusu işlemlerden haberdar olduğunu ve bu işlemlere herhangi bir itiraz ileri sürmeyerek hesaplarından gerçekleşen işlemlere onay verdiğini ve icazetinin hukuken kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Garanti Bankasına ait bankacılık hizmet sözleşmesinin 12.6, Akbank’a ait sözleşmenin 258/ a,b,c,d,e bentleri gereğince bankacılık işlemlerinin fax ile gönderilen talimatlara dayalı olarak yapıldığı, bu konuda taraflar arasında teamül oluştuğu, sözleşmede açıkça talimatların faks ile gönderilmesi halinde fax teyidi aranmaksızın veya beklenilmeksizin ilgili talimatları yerine getirmeye banka yetkili olduğundan, ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin uzun süredir devam etmesi, davacı tarafından hesap cüzdanlarının yazdırılması hususları da dikkate alındığında, davalı bankalara usulsüz işlemin gerçekleşmesinden dolayı hafif kusur dahi izafe edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı/sendikanın yetkililerinin imzalarını içeren faks talimatlarının, davacının yetkili çalışanı/… tarafından davalı/bankalara gönderildiği ve davalı/bankalar, yukarıda açıklanan sözleşme hükmüne uygun olarak bunların üzerindeki imzaları kendisinde bulunan imza örnekleri ile karşılaştırarak, faks talimatları üzerindeki imzaların kendisinde bulunan imza örnekleriyle, gerçeğinden ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını gördükleri ve bu faks talimatlarına uygun bankacılık işlemleri gerçekleştirdikleri, davacı/sendika tarafından davalı/bankalar ile, davacı/sendikanın yetkilerinin imzaları ile birebir benzer imzalar içeren faks talimatı gönderilmek suretiyle çok fazla işlem yapılmış olup, davacının bu işlemlere itiraz etmediği, fakat davacının daha sonra, bu işlemlerin sadece, davalı/Garanti Bankası ile yapılan 11 tanesine, davalı/Akbank ile yapılan 9 tanesine itiraz ettiği, bu durum karşısında, davacının, … tarafından aynı yöntemle işlemlere itiraz etmeyerek, bu yöntemle yapılan işlemlere sessiz kalarak zımnen (örtülü olarak) icazet verdiği kanaatine varıldığı, ayrıca davacı, … tarafından aynı yöntemle işlemler yapılmasına itiraz etmeyerek, bu kişi tarafından aynı yöntemle yapılan işlemlere itiraz etmeyeceği hususunda davalı/bankalar nezdinde haklı bir güven uyandırmış olduğundan, dava konusu 11 adet işleme itiraz edip bunlar nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep etmesinin MK. Md. 2 anlamında çelişkili davranış teşkil edeceği ve dolayısıyla da MK. md. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması oluşturacağı, bu nedenlerle, dava konusu olayda, davalı banka çalışanlarının, davalı bankaların davacı/müşteri ile aralarındaki sözleşmelerden kaynaklanan özen borçlarını İhlal ettiklerinden (yani kusurlarının varlığından) söz edilemeyeceği için, kendi çalışanı/…’ın ağır kusurlu hukuka aykırı davranışları (zimmetine para geçirmesi) nedeniyle uğradığı zararların tazminini davalılardan talep edemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvururusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ayrı ayrı verilmesine,
aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.