Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3276 E. 2021/1984 K. 03.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3276
KARAR NO : 2021/1984
KARAR TARİHİ : 03.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.03.2019 tarih ve 2018/150 E. – 2019/95 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı … vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2021 günü gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tekstil işi yapan oğlu adına tekstil makinesi almak için davalı bankadaki döviz hesabındaki parayı çekmek istediğini, o zaman davalı bankanın müdürü olan davalı …’in müvekkiline yardımcı olmak istediğini söyleyerek davalı … ile müvekkilini tanıştırdığını, davalı …’nın müvekkilini, dava dışı…’e ait olan makine parkına götürdüğünü, satın alınmak istenen dokuma tezgahlarının 3 hafta içinde geleceği söylendiği için müvekkilinin … tarafından bildirilen ve bu kişinin işçisi olan davalı …’a ait olduğunu sonradan öğrenilen davalı bankadaki hesabına 01.08.1997 tarihinde ve iki ayrı seferde 75.000 DM ve 15.000 DM yatırdığını, ayrıca …’ya elden 5.000 DM verdiğini, paranın yatırıldığı hesap …’a aitse de hesap sahibinin imzalı boş kağıtları bankaya vermesiyle bu hesabın fiilen davalı … tarafından kullanıldığını, dava dışı şirket ile dokuma tezgahlarının satın alınması hakkında protokol düzenlendiğini, davalı banka müdürü …’in dolandırıcılık eylemlerini bildiği halde bankacı olmasının verdiği prestij ile bankacılık görevinin kendisine yüklediği güven, doğruluk ilkelerine aykırı bir tarzda davrandığını, banka müdürünün hile ve desiseli davranışlarına bağlı olarak müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu, istihdam eden sıfatı ile davalı bankanın da müvekkiline karşı sorumluluğunun bulunduğunu, sonuçta makinelerin müvekkiline teslim edilmediğini, bu suretle davalıların müvekkilini dolandırdıklarını ileri sürerek 95.000.- DM’nin haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin alacağın 5.000.- DM’lik kısmından feragat edip alacağın 90.000 DM olarak hüküm altına alınmasını istediği, uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtilen Dairenin 04.06.2012 tarih ve 2011/2801-2012/9693 E.K. sayılı bozma ilamı da dikkate alınarak, davalı … yönünden davanın 90.000 DM yönünden kabulü gerektiği, davalının bu miktardan sorumlu olduğu, davanın 27.06.2001 tarihinde açıldığı, 90.000.- DM tutarındaki yabancı mevduatın 01.01.2002 tarihi itibariyle 1,95583 dönüşüm oranı üzerinden Euro dönüşüm tutarının 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmesi gerektiği, geçerliliği bulunmayan para birime hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın, davalı … yönünden feragat edilen 5.000 DM.- itibariyle feragat nedeniyle reddine, davanın, davalı … yönünden 90.000.- DM değer itibariyle kabulüne, dava konusu 90.000.- DM karşılığı 176.024,70 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılarla ilgili karar kesinleştiğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili 26.04.2013 havale tarihli dilekçesinde alacağın 49.343,13 TL olarak hüküm altına alınmasını, bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiş, mahkemece 09.05.2013 tarihli kararla “davanın kısmen kabulü ile, 49.343,13 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve diğer davalılarla ilgili talebin reddine” karar verilmiş, davacı bu kararı para birimi yönünden davalı … aleyhine temyiz etmemiştir. Bu durumda mahkemece hükmün TL üzerinden kurulması ve dava tarihinden itibaren yasal faize hükmolunması gerekirken davacının talebi ve davalı … yararına oluşan usuli müktesep hak nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2-Kabule göre de, davacının alacağı olarak belirlenen 90.000.- DM için 1.95583 DM=1 EURO paritesi üzerinden dönüşüm yapılması gerekirken 90.000.- DM’nin 1,95583 ile çarpılması sonucu bulunan miktar üzerinden hüküm verilmesi yerinde olmamıştır. Öte yandan karar ve ilam harcının her zaman kabul edilen tutar üzerinden davalıdan alınması ilkesi ihlal edilerek hükmün 4 nolu bendinde “Karar tarihi itibariyle feragat nedeniyle alınması gereken 44,40 TL harcın ve kabul nedeniyle alınması gereken (90.000.DM x 0,5515= 49.635.TL dava tarihindeki değer üzerinden hesaplanan) 3.390,57 TL nisbi harcın, peşin alınan 705,38.TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.729,59 TL harcın davalı …’tan tahsili ile hazineye gelir kaydına” ve 5 nolu bendinde “Davacı tarafça yatırılan 44,40 TL harcın red nedeniyle davacı üzerinde bırakılmasına, davacının yatırdığı 660.98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” denilmek suretiyle yargılama giderleri bakımından kanuna aykırı ve hükmün icrasında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’a iadesine, 03.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.