YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3280
KARAR NO : 2020/2361
KARAR TARİHİ : 04.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kargı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2019 tarih ve 2018/22 E. – 2019/23 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 31/05/2019 tarih ve 2019/714 E. – 2019/726 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilleri … ve … ın müteveffa babaları …’in Tuğrel Otomotiv ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti’deki hisselerini 18/10/2017 tarihinde devir suretiyle iktisap ettiklerini, 19/10/2017 tarihinde şirket ortaklarınca yapılan toplantıda Tuğrel Otomotivin hisselerinin dağılımı noktasında karar alındığını ve 330 adet şirket payından 74 adetinin müvekkilleri adına tescil edildiğini, şirketin beş ortaklı bir şirket olduğunu, müvekkillerinin şirket ile ilgili ciddi sorunlar yaşadığını, kar payı alamadıklarını, şirket defterleri hakkında da bilgi sahibi olmalarının engellendiğini, şirket müdürünün yönetimde keyfiliğe kaçtığını, kanuni yükümlülüklerinin ve ana sözleşme ile kendisine yüklenen görevleri gereği gibi yapmaktan kaçındığını ve asli görevini yerine getirmediği, müvekkillerinin şirket ortaklığına ilişkin haklarını kullanmasına ve borçlarını yerine getirmesine de engel olduğunu ileri sürerek Tuğrel Otomotiv ve Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti.’nin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili, iddia edilen dönemde şirketin kar elde etmediğini, limited şirketlerde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağırıldığını, toplantının her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde yapıldığını, haklı sebebin “ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı yarınca olanaksız kılan hukuki olaylar” olarak tanımlandığını, limited şirketin feshine hükmedilebilmesi için şirketin devamını sağlayan unsurların ortadan kalkması gerektiğini, ayrıca TTK 621. maddesinde de belirtildiği üzere temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerektiğini, bu davanın da kanunda aranan çoğunluk şartını bertaraf etmek üzere açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davasının TTK.636/3. maddesinde belirtilen haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle; davacıların davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacıların hissesine isabet eden her davacı için 91.795,57 TL ortaklıktan çıkma payının, kararın kesinleşme tarihi ile bankaya depo edilen miktarın davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada şirketin feshi talep edilmiş ise de haklı nedenlerin bulunduğu, ancak şirketin feshi yerine davacıların ortaklıktan çıkma paylarının tespiti ile tahsiline karar verildiği, işlem yapılabilmesi ayrıca TTK’nın 638. maddesi gereğince de şirket ortağının şirketten çıkma hakkını istemesi halinde haklı sebebin bulunması gerektiği, davacıların 18/10/2017 tarihinde noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketin hisselerini…’den devir aldıkları ve şirket karar defterine 19/10/2017 tarihinde kayıt edildiği ve 27 kasım 2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacıların şirkete ait aktif ve pasifler gelir gider tablosunun taraflarına teslimi için 16 ocak 2018 tarihinde ihtar çektikleri, bu davayı ise şirket hisselerini devir aldıktan yaklaşık 4 ay sonra açtıkları, davacıların basiretli bir şekilde şirket hisselerini devir alan kişiler olup şirketin durumunu kontrol ederek ve zarar ettiğini bilerek hisse almaları gerektiği, devir aldıktan sonra 4 ay içinde davacıların şirketinin feshini istemeleri için haklı sebeplerin doğmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şirketin zarar ettiğini de bilmeleri gerektiği karşısında dinlenen tanık anlatımı, dosya sunulan bilgi ve belgelerden de şirket ortaklığını çekilmez kılacak şekildeki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, davacıların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerin kişisel menfaatleri yönünde şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmeleri gibi haklı nedenlerin de bulunmadığı gerekçeleriyle mahkemece haklı neden bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken haklı neden varlığı kabul edilerek davacıların ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi hatalı bulunmuş davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, davacıların istinaf talebinin ise esastan reddine karar vermiştir.
Kararı, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.