Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3398 E. 2020/1902 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3398
KARAR NO : 2020/1902
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/01/2018 tarih ve 2015/791 E- 2018/61 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 10/05/2019 tarih ve 2018/701 E- 2019/304 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait araçla civar köylerde bulunan süt üreticilerinden temin ettiği sütü davalı firmaya getirdiğini, ayrıca süt üreticisi olarak kendisinin de davalı firmaya süt sattığını, davalı firmanın, gelen sütlere karşılık olarak üretici adına müstahsil makbuzu kestiğini ve süt bedelini müvekkiline ödediğini, müvekkilinin de bu bedelden vermiş olduğu nakliye ve toplama hizmetinin bedelini düşerek bakiye kısmı üreticiye verdiğini, davalının 2015 yılının şubat ayından itibaren bizzat müvekkili tarafından satılan süt bedellerini ödemediği gibi, mayıs ayından itibaren de müvekkili aracılığıyla üreticilerden almış olduğu sütlerinin bedelini ödemediğini bu nedenle müvekkilinin nakliye ve toplama ücretini alamadığını ve üreticilerden topladığı süt bedellerini kendi cebinden ödemek zorunda kaldığını, bunun üzerine davalı yanca kesilmiş müstahsil makbuzlarına dayalı olarak davalı aleyhine takibe giriştiklerini, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve alacağın %20’sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili nezdinde işçi olarak çalıştığını ve görevinin gereği olarak civar köylerden süt topladığını ancak müvekkili ile davacı arasında iddia edildiği şekilde bir aracılık ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle davacının 3. şahıslar adına kesilmiş müstahsil makbuzlarına dayalı olarak alacak talebinde bulunamayacağını, bizzat davacının sattığı sütlerin bedelinin ise davacıya verilen çeklerle ödendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 18 müstahsile ait 113.856,26 TL bedelli makbuzların davalı tarafından ödendiği, ayrıca makbuz veya banka kaydı olmadığı, davacı ve davalı arasında cari hesap kaydı olmadığı, davacıya verilen avans çekleri ile ilgili kayıt olmadığı, davacının 2015 yılında teslim ettiği müstahsil tutarının 37.344,34 TL olduğu, kasa kaydına göre ödendiğinin anlaşıldığı, davacının davalının ücretli çalışanı olarak SGK kaydının olduğu, yasal kayıtlara göre ticari ilişkilerinin olmadığı, davacının davalıdan alacağı olmadığı, davacının alacağının ispati bakımından dayandığı müstahsil makbuzlarının, 213 sayılı VUK’un “Müstahsil Makbuzu” başlıklı 235. maddesine göre, tek başına alacak belgesi niteliğinde olmadığı, davacının davasını yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davalı yanın 3 adet müstahsil makbuzu nedeniyle borçlu olduğunu ancak borcun ödendiğini savunmasına ve ödeme iddiasını da davacının imzasını havi belgeyle ispat etmiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.