YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3447
KARAR NO : 2020/2113
KARAR TARİHİ : 26.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/02/2018 tarih ve 2016/301 E- 2018/52 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/04/2019 tarih ve 2018/944 E- 2019/442 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, uzun yıllar yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkardıkları solunum yolu hastalıkları tedavisinde kullanılan “Seretide” isimli farmasötik ürününü, kendi yarattığı mor renk kombinasyonu ile 1998 yılında piyasaya sürdüğünü, bu ürünün aynı zamanda Türkiye’de satışa sunulan ilk mor renk kombinasyonunu taşıyan solunum cihazı ürünü olduğunu, bu renk kombinasyonunun tüketici nezdinde “Seretide” ürününü çağrıştırdığını, davacının mor renk kombinasyonunun tescili için TPMK’ya başvurduğunu, başvurunun 2015/69324 sayı ile kaydedildiğini, üst gövde Pantone kodu 2617C, kapak Pantone kodu 2645C renk kodları ile belirtilmiş olan “şekil” marka başvurusunun TPMK tarafından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a,c hükümleri uyarınca re’sen reddedildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın da TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysaki tescile konu marka başvurusunun ayırt edici unsurunun mor renk kombinasyonu olduğunu, solunum cihazı üzerindeki renklerin oranları ve sistematik düzeni çizim ile gösterildiğini, renk kombinasyonunun kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirdiği ve ayırt edici olduğunu, tescile konu markanın EUIPO nezdinde tescilli olduğunu, marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığını, davaya konu marka tescilinin ayırt ediciliğinin Almanya/Münih merkezli bir araştırma merkezinde Pflüger Rectforschlung tarafından yapılan araştırma ile tespit edildiğini ileri sürerek TPMK’nın 2016-M-4900 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir
Fer’i müdahil vekili, renk kullanımının solunum cihazlarının içerdiği tıbbi içeriğe ve işlevlerine göre belirlendiğini, ilaç renklerinin ürünün menşeine işaret etmediğini, mor renkli cihazların 18 yıldan bu yana kullanıldığını, taraf markaları kapsamındaki ürünlerin reçete ile alınabilen ürünler olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı firmanın solunum yolu hastalıklarında kullanılmak üzere 5. ve 10. sınıf ürünler için 2015/69324 nolu “şekil” ibareli (inhalasyon cihazı/aygıtı şeklinde) yapmış olduğu marka başvurusunun, inhalasyon cihazı (ağızdan solunum / nefes alma yoluyla ilacın alınmasını sağlayan araç) şeklinden ibaret olduğu, bu haliyle sektörde yaygın kullanılan cihazlardan farklılaşmadığı, cihazın alt el tutma ve basma bölümü ile ağıza giriş kısmının açık lila, cihazın diğer kısımlarının ise koyu lila renklerde olduğu, cihazı tasvir eden üç boyutlu anlatımın sektörde yaygın kullanımla özdeş olduğunu, cihazın iki ayrı tonda lila rengine boyanmasının tek başına ürünün karakteristik özelliği ve türünü bildirmekten uzaklaştıramadığı, başvuru yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendinde belirlenen tescil engelinin mevcut olduğu, görselin tescili talep edilen 5 ve 10. sınıflarda ilgili tüketiciler (Doktor, Eczacı ve bronşiyal hastalar) nezdinde ayırdediciliği sağlandığının kanıtlanamadığı, tüketiciler nezdinde marka olarak algılanacak şekilde 556 sayılı KHK madde 7/2 gereğince kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazandığına dair yeterli delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.