Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3503 E. 2021/3437 K. 08.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3503
KARAR NO : 2021/3437
KARAR TARİHİ : 08.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.04.2016 gün ve 2014/1745 E. – 2016/350 K. sayılı kararı onayan Daire’nin 16.10.2018 gün ve 2016/12973 E. – 2018/6348 K. sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm olduğunu, buna rağmen davalının 08.12.2009 tarihinde işten ayrıldıktan sonra müvekkili ile aynı işi yapan, daha önce müvekkilinin yan kuruluşu şirketin distribütörlüğünü yaptığı şirketin de ortak olduğu şirkette 06.01.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin müşteri çevresine, iş ve üretim sırlarına ilişkin bilgileri kullanarak müvekkilini zarara uğrattığını ve sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin hükümlere aykırı davrandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL cezai şartın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 48,80 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart tahsili istemine ilişkindir. Konuya iliş-kin yasal düzenlemeler 818 sayılı BK’nın 348 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK’nın 444 vd. madde-lerinde yer almaktadır. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin sona erdiği 08.12.2009 tarihi ve 6098 sayılı Kanunun yürürlüğüne ilişkin 648. maddesi gözetildiğinde, somut olaya, 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Söz konusu yasal düzenlemelerle mer’i hukuk düzeni içerisinde yerine bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan bu sözleşmelerin, sözleşme serbestisi kapsamında ve fakat kanunun sınırlayıcı hükümleri dahilinde düzenlendikleri sürece sonuç doğurucu nitelikte oldukları kuşkusuzdur. Bu bağlamda, söz konusu hükümlerin Anayasamızın çalışma hürriyetine ilişkin hükümleri ile bağdaşmadığı şeklinde bir kanaatin olması halinde, bu hususun, Anayasa Mah-kemesinde yöntemince ileri sürülmesi gerektiği görüşündeyim. Bu nedenle, bu yönde bir başvuru yapılmaksızın mezkur yasa hükümlerine uygun sözleşmelerin ayrıca bir anayasa süzgecinden geçirilmesi suretiyle geçerli olup olmadıklarının tartışılmasının doğru olmadığı kanısındayım.
Öte yandan, rekabet yasağının ancak işveren şirketin faaliyet alanı ile sınırlı bir biçimde belirlenebilmesi söz konusu iken, somut olayda sözleşmede yer açısından bir sınırlama bulunmaması ve sürenin 5 yıl olarak belirlenmesi nedeniyle, mezkur sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin hükmün 818 sayılı Kanunun 349. maddesi uyarınca muteber olmadığı ileri sürülebilirse de, davalı çalışan, davacı şirketteki görevinden istifa ettikten çok kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı ilde ve alanda faaliyet gösteren rakip bir şirkette çalışmaya başlamış olup bir an için coğrafi alan ve süre sınırlaması bakımından bir geçersizliğin söz konusu olduğunun kabulü halinde dahi, davalı yanca geçersizlik savunmasında bulunulmasının açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmakla nazara alınmaması gerektiği düşüncesindeyim.
Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulması gerektiği görüşü ile Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.