Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3573 E. 2020/2051 K. 26.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3573
KARAR NO : 2020/2051
KARAR TARİHİ : 26.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2017 tarih ve 2016/412 E.- 2017/454 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 10/05/2019 tarih ve 2018/1099 E.- 2019/562 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyanın en büyük GSM operatörlerinden biri olduğunu, davalı yanın usul ve yasaya aykırı olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu “CEPKEP” ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “CEP” ibareli markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu benzerliğin iltibas yarattığını, müvekkilinin yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucunda tüketiciler nezdinde müvekkili ile özdeşleşen markalardan en önemlileri arasında “CEP” ibareli markaların yer aldığını, müvekkilinin “CEP” esas unsurlu 232 adet tescilli marka ve marka başvurusu bulunduğunu, “CEP” ibareli markaların seri marka niteliği taşıdığını, bu markaların neredeyse tamamının “CEPKEP” marka başvurusunun kapsadığı 09, 38, 42 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibine avantaj sağlayacağını, müvekkili markalarının itibarının zedeleneceğini ileri sürerek, TPMK YİDK’nun 26.08.2016 tarihli ve 2016/M-7940 sayılı kararının iptaline, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı iddialarının aksine müvekkili markasının sadece “CEP” ibaresinden oluşmadığını, “CEPKEP” şeklinde bir bütün olduğunu, “CEP” ibaresinin markasal ayırtediciliğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; “CEP” asıl unsurlu davacı markaları ile “CEPKEP” ibareli marka başvurusu arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, iptali istenilen YİDK kararının yerinde olduğu, davacının “CEP” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmış marka olmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; bütünü itibariyle bakıldığından “cepkep” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “cep” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.