YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3591
KARAR NO : 2020/3622
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sina Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.06.2019 tarih ve 2017/161 – 2019/170 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında DUS SORU BANKASI adlı kitap için 1 yıl süreli 3000 adet basım, satış ve pazarlama sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, kitabın tanıtımının, satış ve pazarlama organizasyonunun hiç veya gereği gibi yapılmadığını, duyuru ve reklamlarının ihmal edildiğini, sınava 2000 kişi girdiğini, toplam 80 klinik sorusundan 50 benzer soru tutturularak büyük başarı yakalandığını, davalı şirketin piyasada başka soru kitabı bulunmamasına rağmen 250 kitap sattıklarını beyan ettiğini, 2012 yılında iki kez yapılan DUS sınavına rağmen davalı şirketin ilk sınav ile ikinci sınav arasında hiç satış olmadığını satış listesinde belirttiğini, müvekkili tarafından yapılan 13.06.2012 tarihli bildirim ile kitap fiyatının 100.- TL olması ve bu fiyatın altında, üstünde satış yapılmamasının karşı tarafa bildirildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak 3. kişilere dağıtım ve pazarlama yetkisi devrettiğini, gönderilen 1. ve 2. kitap listesinde Ankara’ya 2 adet 7.500.- TL’lik satışla 200 kitap toptan verildiğini, bu şekilde müvekkilinin 15.000.- TL’lik telif hakkının gasp edildiğini, sonradan bu satışların satış listesinde 35.- ve 40.- TL olarak gösterilerek müvekkilin kâr marjının düşürüldüğünü, kitabın stok durumu, satış bilgileri hakkında bilgi verilmediğini ve sözleşmede aylık ödeneceği belirtilen %50 kâr payının ödenmediğini, sözleşmenin son bulmasına rağmen davalı şirketin satışlara devam ettiğini, davalı şirketin bandrolsüz satış yaptığı yönünde soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek, tecavüz yoluyla elde edilen kârın hesaplanarak, müvekkilinin sözleşme yoluyla elde ettiği %50 telif hakkı payının 3 misliyle tahsili ile şimdilik 1.000,00 TL, ödenmeyen telif ücretinin tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 41.000,00 TL’nin hak ediş tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 17.05.2019 tarihli dilekçesi ile bandrollü 270 takım kitaba tekabül eden 11.927,10 TL telif ücreti, bandrolsüz 239,5 takım kitaba tekabül eden 49.576,50 TL telif tazminatı, 20.000,00 TL manevi tazminatın hak ediş tarihinden itibaren hesaplanarak faiziyle birlikte müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu kitabın piyasadaki ilk kitap olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu kitabın tanıtımıyla ilgili bütün edimlerini yerine getirdiğini, kitabın satış ve pazarlamasıyla ilgili tüm aşamalarda davacıya danışıldığını, birlikte hareket edildiğini, DUS’ta sorulan soruların kitapta yer aldığı ve bu nedenle kitabın büyük başarı elde ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının hazırladığı 4.000 sorudan 50 tanesinin benzerinin sınavda sorulmasının olağanüstü bir başarı olmadığını, müvekkilinin 200 adet kitabı satış ve pazarlamada birlikte çalıştığı … ve…’e gönderdiğini, davacının bilgisi dahilinde iskonto yapıldığını, dava konusu kitabın bandrolsüz satıldığı iddiasının gerçek olmadığını, devam eden süreçte kitaplara ne yapılacağının kararlaştırılamadığını, 03.04.2013 tarihinde davacıya kitapları almasının ihtar edildiğini, cevap verilmemesi üzerine 15.04.2013 tarihinde noter gözetiminde kitapların imha edildiğini, davacının tazminat taleplerinin hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin zarar eden taraf olduğunu, zararının yaklaşık 12.000.- TL olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan sözleşme dışında davalının 239,50 adet kitabı bandrolsüz olarak sattığı, bunun dışında 27,5 adet kitabın da bandrollü olarak satıldığı, diğer kitapların imha edildiği, bandrolsüz satılan kitapların 150,00 TL satış fiyatından KDV düşüldükten sonra kalan 138,00 TL üzerinden %12 telif bedeli istenebileceği, buna göre telif bedelinin 3.966,12 TL olduğu, FSEK’nın 68. maddesine göre davacının bu bedelin üç katı kadar tazminat talep edebileceği, bu tutarın da 11.898,36 TL olduğu, bandrollü satılan 27,5 takım kitabın satış bedellerinden KDV ve basım masrafları indirimi yapılınca satış fiyatının 129,96 TL olacağı, bu fiyat sözleşme gereğince %50 oranında telif ücreti talep edebileceği, bunun da 1.786,95 TL olarak hesaplandığı, ancak, basım masraflarının davalının davacıya gönderdiği maile göre hesaplanması gerektiği, zira bu mailin davalıya ait olmadığının veya içeriğinin aksinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, buna göre basım masraflarının 6,83 TL olduğu, satış bedelinden KDV ve basım masrafları düşüldükten sonra birim satış fiyatının 131,17 TL olduğu, %50 telif bedelinin de 1.803,58 TL olacağı, davacının FSEK’ndan kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz edildiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, sözleşme dışı bandrolsüz satılan kitaplarla ilgili FSEK’nın 68. maddesi uyarınca üç katı kadar tazminat talep edebileceği, olayın özelliklerine, bandrolsüz satılan kitap sayısına, taraflar arasında kitabın basımı konusunda bir sözleşmenin mevcut olmasına, tarafların mali ve sosyal durumlarına göre davalının davacıya 5.000,00 TL manevi tazminat ödemesinin uygun olacağı, her ne kadar ıslah dilekçesi ile talebini artırarak bandrollü satılan 270 takım için 11.927,10 TL, bandrolsüz satılan 239,5 takım kitap için 49.576,50 TL telif tazminatı talep etmişse de, HMK’nın 177/1. maddesi uyarınca ıslah ancak tahkikatın bitirilmesine kadar yapılabileceğinden, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E.- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulune, taleple bağlı kalınarak FSEK 68. madde uyarınca 3 katı kadar 1.000,00 TL telif bedelinin tecavüzün başladığı 20.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşme gereğince ödenmesi gereken 1.803,58 TL telif tazminatının 721,43 TL’si için 01.04.2012, 262,34 TL’si için 01.05.2012, 65,58 TL’si için 01.06.2012, 65,58 TL’si için 01.07.2012, 98,35 TL’si için 01.09.2012, 524,68 TL’si için 01.12.2012 ve kalan 65,62 TL’si için 01.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 18.196,42 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 488,66 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.