YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3661
KARAR NO : 2020/2057
KARAR TARİHİ : 26.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/11/2016 tarih ve 2015/240 E. – 2016/254 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 03/05/2019 tarih ve 2018/1140 E. – 2019/512 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından 2013/77640 sayılı “M-ÖĞRENME” ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c maddeleri gereğince reddedildiğini, ret kararına yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, aynı mahiyetteki “m-education” e “m-ders” marka başvuruları kabul edilirken “m-öğrenme” markasının reddinin yerinde olmadığını, M-ÖĞRENME markasının yaratılmış bir ibare olduğunu ve marka olma özelliği taşıdığını, müvekkilinin “M” ibareli 12 farklı markası bulunduğunu, bu markaların 2012 yılından bu yana müvekkili tarafından kullanıldığını, markaların seri mahiyette olduğunu, M-ÖĞRENME markasının kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazandığını, bir işaretin ayırt edici olup olmadığının tescil edilmesi düşünülen sınıflar için belirleneceğini, bir sınıf için tanımlayıcı olan bir ibarenin bir başka sınıf için tanımlayıcı olmayabileceğini, bu sebeple de soyut bir değerlendirme ile markanın tümden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında hak sahibi olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 14.04.2015 tarihli ve 2015/M-2249 sayılı kararının iptali ile 2013/77640 sayılı “M-ÖĞRENME” markasının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru konusu M-öğrenme ibaresinin “mobil öğrenme” olarak adlandırılan hizmetlerin kısaltması olduğu, mobil öğrenme hizmetleri bakımından ayırtediciliğinin bulunmadığı, bu nedenle “mobil öğrenme” anlamına gelen M-öğrenme ibaresinin 09.Sınıf: 02 Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları dahil). 03 Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar. 38.Sınıf: 02 Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). 41.Sınıf: 01 Eğitim ve öğretim hizmetleri. 02 Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. 42.Sınıf: 02 Bilgisayar hizmetleri; bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık ve kiralanması hizmetleri.” bakımından somut ayırtedicliğinin olmadığı, zira sözkonusu ibarenin 38., 41. ve 42.sınıflardaki hizmetlerin birlikte kullanıldığı karma bir hizmetin adı olduğu, 9.sınıftaki emtiaların ise sözkonusu multidisipliner hizmetin yaygın ve genel kullanım araçları olduğu, markanın kapsadığı diğer mal/hizmetler bakımından ise somut ayırtediciliği haiz olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, TPMK YİDK ‘nın 14.04.2015 tarihli ve 2015/M-2240 sayılı kararının; ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi, (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem haberleşme ve çoğatlma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları dahil), manyetik optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlarda kayıt edilebilen elektronik yayınlar, manyetik optik okuyucu kartlar, haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmeti dahil) 41. Sınıfta; eğitim öğretim hizmetleri, sempozyum konferans kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, bilgisayar hizmetleri, bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting bilgisayar donanımları alanında danışmanlık ve kiralanması hizmetleri hariç diğer mal ve hizmetler yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline ilişkin fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bu karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı TPMK vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 7/a-c maddeleri uyarınca reddine dair kurum kararının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince bir kısım mal/hizmetler bakımından kurum kararının iptaline ve fazlaya dair talebin reddine yönelik verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu “m-öğrenme” ibaresi, “m” harfi kısaltması ile “öğrenme” kelimesinden oluşan kombinasyon markası niteliğindedir. Markada bulunan “m” ibaresi tek başına bir anlam ifade etmeyen ve tanımlayıcılığı olmayan bir ibare olup, somut ve soyut ayırtediciliği haiz bir ibare olmakla tek başına “öğrenme” ibaresi dikkate alınarak davanın kısmen reddi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPMK’dan alınmasına,
26.02.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
“M ÖĞRENME” ibaresinin mobil araçların kullanıldığı yeni tip öğrenme biçiminin kısaltılmışı, ve ilgili hizmetin adı olduğu, ülkemizde de bu şekilde kullanıldığı bilirkişilerce bildirildiğinden ve davacı bu ibarenin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını da ispatlayamadığından kararın onanması görüşünde olduğumuzdan bozma kararına katılmıyoruz.