YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3686
KARAR NO : 2020/2058
KARAR TARİHİ : 26.02.2020
MAHKEMESİ :
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/03/2018 tarih ve 2017/302 E. – 2018/140 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 24/05/2019 tarih ve 2018/1189 E. – 2019/628 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 14.06.2016 tarihinde “GÜVEN HUKUK+şekil” ibareli 45.sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/52509 kod numarası verilen başvuruya davalı şirketin “GÜVEN” ibareli markalarına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin hukuka aykırı ret kararının kaldırılması istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazı inceleyen YİDK’in müvekkilinin itirazını reddettiğini, halbuki başvuru konusu işaretle redde mesnet alınan markaların bütünsel olarak analiz edildiklerinde görsel, sescil, biçimsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadığını, zira ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduğunu derhal ve hiç düşünmeden anlayabileceğini, müvekkilinin işaret üzerinde kazanılmış hakkı olduğunu, “GÜVEN” ibaresinin müvekkilinin soy ismi olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’in 04.07.2017 tarihli ve 2017/M-5425 sayılı kararının iptali ile başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, anlamsal, görsel ve sescil olarak başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, kapsamlarındaki hizmetlerin de aynı tür bulunduğunu, markalar arasında iltibas doğmasının kaçınılmaz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; redde mesnet alınan markaların “GÜVEN” ibareli olduğu, bu markaların asıl ve ayırt edici unsurunun “GÜVEN” ibaresinden oluştuğu, zira ilk bakışta göze bu ibarenin çarptığı, başkaca bir unsur ihtiva etmediği, davacının başvurusunun da “GÜVEN HUKUK+şekil” ibareli bulunduğu, aynı veya benzer sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, her iki markanın aynı tür hizmetleri içerdikleri, davacı başvurusunun davalının markalarının serisi gibi algılanmasının kaçınılmaz bulunduğu, kullanımla ayırt edicilik kazanan işaretlerin nispi tescil engelinden etkilenmeksizin tesciline olanak sağlayan bir hükmün 556 sayılı KHK’da bulunmadığı, davacının soy isminin “GÜVEN” olmasının da başvurunun tesciline olanak sağlamayacağı, feragat edilen başvuru veya markanın davacı için kazanılmış hak sağlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.