Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3692 E. 2020/2126 K. 27.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3692
KARAR NO : 2020/2126
KARAR TARİHİ : 27.02.2020

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/04/2018 tarih ve 2017/404 E- 2018/173 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 24/05/2019 tarih ve 2018/1186 E- 2019/625 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, kanunla kurulan, her türlü madde ve mamuller için usul ve hizmet standartlarını tespit etme görevi bulunan, Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı (ISO) Türkiye tek temsilcisi olan, ISO ibareli markanın ve logonun Türkiye’de tescili ve korunması bakımından tek yetkilisi olan müvekkilinin 14.10.2016 tarihinde gerçekleştirdiği 16, 35, 38, 41 ve 42. sınıf ürün ve hizmetleri içeren, “ISO” ibareli, 2016/81465 sayılı marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından dava dışı İstanbul Sanayi Odasına ait “İSO+şekil” ibareli, 16, 35 ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2012/54277 ve “İSO+şekil” ibareli, 16, 35 ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2005/25243 sayılı markalar mesnet alınarak 556 sayılı KHK’nın 7/b maddesi uyarınca 16 ve 35. sınıftaki birtakım hizmet ve emtialar yönünden kısmen reddedildiğini, ret kararının kaldırılması amacıyla itirazda bulunduklarını, ancak itirazın da reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu, başvuru ile redde mesnet markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıklarını ileri sürerek, YİDK’nın 2017-M-9077 sayılı kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, çünkü başvuru ile redde mesnet markaların “İSO” ve “ISO” ibaresi itibariyle dikkat çekici seviyede benzer olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru konusu işaret ile redde mesnet aynı tür ürün ve hizmetleri içeren markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları, zira redde mesnet markaların özgün bir şekli içerecek biçimde düzenlendikleri, bundan da öte başvurunun ISO, redde mesnet markaların ise İSO ibareli oldukları, bu haliyle başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların bağımsız olarak tamamen ayrı bir ayırt edicilik taşıdığı, şu hale göre başvuru konusu işaretin, redde mesnet markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, aralarındaki farklılıkların bunu engellediği, 16 ve 35. sınıf ürün ve
hizmetlerden yararlanacak olan kişilerin normalden daha fazla dikkat ve özenle bu ürünleri tercih edecekleri, satın alma ve yararlanma için ayıracakları sürenin oldukça uzun olduğu, alıcı ve yararlanıcı kitlesinin yetişkin ve belli bir seviyede aydınlanmış kişilerden oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Türk Patent YİDK’nın 2017-M-9077 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, dava konusu “ISO” ibareli başvuru ile redde mesnet 2005/25243 nolu “İso+şekil” ibareli ve 2012/54277 nolu “İso+şekil” ibareli markalar arasında bu anlamda bir benzerliğin olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.