YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3800
KARAR NO : 2020/2130
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2019 tarih ve 2019/338-2019/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 4.4.2012 tarihinde bir kısım şirket ortakları arasında imzalanan sözleşme ile davalının hisselerinin 1.000.000 TL bedelle satışı ve satış bedelini teminen müvekkili şirketin gayrimenkulü üzerinde davalı lehine 1.000.000 TL bedelli ipotek tesisine karar verildiğini, sözleşmede imza eksiği bulunmasına rağmen 10.4.2012 tarihinde şirket müdürü sıfatıyla … tarafından hiçbir yönetim kurulu veya genel kurul kararı olmaksızın söz konusu sözleşme hükmüne istinaden müvekkili şirkete ait gayrimenkul üzerine davalı lehine 2. derecede 1.000.000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, anılan işlemin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirkete ait dava konusu gayrimenkul üzerinde tesisi edilen 1.000.000 TL bedelli, 2. derecedeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ipotek tarihinde davacı şirketin genel kurulunun bu işleme onay verecek konumda olduğunu, protokole imza koyanların aynı zamanda davacı şirkette karar yeter sayısında oy oranına sahip olduklarını, yani davacının her zaman genel kurulu toplayarak davalıya verilen ipoteği onaylama hakkına sahip olduğunu, ancak bunu yapmayarak haksız ve kötü niyetli olarak ipoteği iptal ettirmeye çalıştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının YK üyesi iken şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, bu konuda verilmiş bir genel kurul izni veya onayı bulunmadığından işlemin batıl olduğu ve iyiniyete de herhangi bir sonuç bağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı lehine yapılan 10.4.2012 tarihli ipotek tesisine yönelik işlemlerin, TTK’nın 334’ncü maddesinin öngördüğü geçerlilik şartı olan genel kurul izni koşulu gerçekleşmiş olmadığından hükümsüz olup iptali isteminin mümkün olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının yönetim kurulu üyesi iken, şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu ibra ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere zımni icazet verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen önceki kararın Dairemizce bozulması ve bu bozmaya uyulması nedeniyle ipotek işlemine genel kurulun sonradan da icazet verebileceği konusunda oluşmuş müktesep hak gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde yasaya aykırı olarak davalı lehine tesis edilen ipoteğin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece yararına ipotek tesis edilen davalının yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK’nın 334. maddesi gereğince işlem yapma yasağı kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu ibra ederek zımni icazet verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İcazet, bilme ve benimseme niteliğinde olup bilmeden benimseme olamayacağı gerçeği karşısında mahkemece salt ibranın varlığına dayalı olarak genel kurulun söz konusu ipotek tesis işlemine icazet verdiğini kabul etmek doğru olmamıştır. Söz konusu ibra oylamasının uygulamadaki deyimiyle açık ibra niteliğinde olup olmadığı ve buna ilişkin tüm vesaik getirtilip incelenmeden eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.