YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3817
KARAR NO : 2020/2209
KARAR TARİHİ : 02.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2017 tarih ve 2016/136 E- 2017/440 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/07/2019 tarih ve 2018/1276 E- 2019/809 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “Makro” ve “Macro” asıl unsurlu tescilli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalının 2014/26312 numaralı “Macro” ibaresinin marka olarak tescil başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, taraf markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, aynı zamanda 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceğini, “Macro” ibaresinin müvekkili şirketin ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olduğu gibi davacıya ait www.macrocenter.com.tr alan adının da esas unsurunu oluşturduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 09.02.2016 tarihli, 2016-M-96 sayılı kararının iptaline, 2014/26312 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, Macro/Makro ibaresinin yaygın kullanımı bulunan düşük derecede ayırt edici olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 2014/26312 sayılı “MACRO” ibareli dava konusu başvuru ile davacı şirketin MAKRO/MACRO esas unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik olduğu, markaların mal ve hizmetleri arasında da benzerlik bulunduğu, davacı şirkete ait MAKRO markasının “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” yönünden tanınmış marka olduğu ancak başvuru kapsamındaki mallarla itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler benzer olduğundan huzurdaki davada 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali talebi yönünden davanın kabulü ile YİDK’in 09/02/2016 tarih 2016-M-96 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, ancak mahkemece, dava konusu markanın henüz tescil edilmediği gerekçesiyle hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de dava konusu başvurunun, ilk derece mahkemesi karar tarihinden önce 08.06.2017 tarihinde tescil edildiği gözetilerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Türk Patent YİDK’nın 09/02/2016 tarih 2016-M-96 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2014/26312 sayılı “Macro” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar tarafların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.