Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3953 E. 2020/1697 K. 19.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3953
KARAR NO : 2020/1697
KARAR TARİHİ : 19.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/09/2017 tarih ve 2014/335 E- 2017/729 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 30/05/2019 tarih ve 2018/245 E- 2019/730 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 40.690,00 DM (karşılığı 20.807,47 Euro) para verildiğini, davacının verdiği paraları geri istemesine rağmen iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu’na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK’na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, ileri sürerek taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.690,00 DM (20.807,47 Euro) karşılığı 42.322,53 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olunmadığının tespitine, alacak davasının kısmen kabulüne, 29.237,91 TL’nin dava tarihi olan 28/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %27 ve değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı şirket vekili istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarıyla 58.800,00 TL’dir. Davacı, 20.807,47 Euro karşılığı olan 42.322,53 TL’nin davalılardan tahsili istemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 29.237,91 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda yukarıda anılan madde hükmüne göre, davacı taraf temyizine konu davanın kısmen reddine ilişkin kararının temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davalı şirket vekili süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuşsa da, davacı temyiz isteminin hükmün temyizi kabil olmadığından reddine karar verildiği gözetildiğinde davalı vekilinin hükmü katılma yoluyla temyizi mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4. madde hükmü uyarınca REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.