YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3976
KARAR NO : 2020/2127
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/12/2017 tarih ve 2016/189 E. – 2017/464 K. sayılı kararın Davacı VEKİLİ tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 03/05/2019 tarih ve 2018/1101 E. – 2019/523 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkiline ait “BUYAPAR” ibareli marka başvurusuna yapılan itiraz neticesinde Markalar Dairesi Başkanlığınca bir kısım malların başvurudan çıkartıldığını, yaptıkları itirazın YİDK’in 2016-M-1844 sayılı kararı ile reddolunduğunu, başvurunun kısmen reddine dayanak olan “YAPAR” ibareli marka ile başvuru markası arasında iltibas bulunmadığını, dava konusu markada yer alan “Yapar” ibaresini markanın baskın unsuru olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, “Bu” ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip olduğundan “Yapar” ibaresi ile bileşik farklı anlam içeren farklı bir marka oluşturduğunu, müvekkilinin markasının 9, 35 ve 42. sınıflar kapsamında ayırt edici niteliğinin bulunduğunu, kısa sürede hitap ettiği tüketici grubu açısından tanınır marka haline geldiğini, tescili talep edilen mal ya da hizmetler itibariyle uzman tüketici grubuna hitap ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-1844 sayılı kararının iptaline, marka tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, davacının tescil başvurusunda bulunduğu “buyapar” ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, “bu” ibaresinin davacının iddia ettiğinin aksine tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “bu” ibaresinin dil bilgisi kurallarına göre cümlelerde sıfat veya zamir olarak kullanıldığını, kelime olarak herhangi bir anlamının olmadığını, davacının müvekkilinin tescilli markasıyla aynı sınıflarda tescil talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının birbirleri ile irtibatlı oldukları, aralarında idari veya ekonomik olarak bağlantı olduğunun düşünülebileceği, markalar arasında benzerlik ve irtibat kurulmasının mümkün bulunduğu, taraf markaları arasında hizmet açısından aynılık söz konusu olduğu, bu durumda 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, dava konusu YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “buyapar” ibareli başvuru ile redde mesnet “YAPAR” asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların dava konusu başvuruda aynen kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen “bu” ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği katmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.