Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3989 E. 2020/1910 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3989
KARAR NO : 2020/1910
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/12/2017 tarih ve 2016/82 E- 2017/426 K. sayılı kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2018/1279 E- 2019/690 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, “Doğa” esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, davalı şahısça yapılan, 2014/50130 sayılı, “ doğalina yöresel tatlar” ibareli marka başvurusuna, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapılan itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu “doğalina” ibaresinin herhangi bir anlamının olmadığı, taraf markaları içerisinde yer alan “doğa” ibaresinin ise Türkçe olup “kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür, insan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat ve bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy” anlamlarına geldiği, davaya konu markanın anlamsal olarak “doğa” ibaresinden kısmen ayrılmakla birlikte, yazım karakteri itibariyle “doğa” ve “lina” kelimelerinin farklı renk tonlarında yazılmış olmalarının ve “doğalina” ibaresinin de ortalama tüketici nezdinde bir anlamının olmaması nedeniyle “doğa” kavramının öne çıkmakta ve anlamsal olarak tüketici zihninde belirmekte bulunduğu, davacının da redde mesnet gösterilen markalarda “doğa” ibaresinin, anlamsal açıdan öne çıkan ibare olduğu, bu nedenle dava konusu marka ile davacının “doğa” ibaresi içeren markalarının anlamsal açıdan kısmen benzer bulunduğu, davacı markaları ile davalı markası arasında ortak olan “doğalina” ve “doğa” ibaresinin telaffuzlarının benzer olduğu, ibarenin sonunda yer alan “lina” eki ve davacı markalarında “doğa” ibarelerinin dışında marka tescillerinde yer alan diğer unsurların okunuşları ile birlikte benzerlik derecesinin düştüğü, markaların, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde benzer bulunduğu, davaya konu marka ile davacının benzer görülen, aynı/benzer mal/hizmet sınıflarına sahip 2014/22821, 2012/56927, 2012/56941, 2012/56931 ve 2013/74139 tescil numaralı markaları dahilinde, 29 ve 30. sınıfında yer alan tüm emtialar açısından 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi ve 6769 sayılı Kanunu 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin olduğu, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, davalı şahsın başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK’nın 08/01/2016 tarih 2015-M-12787 sayılı kararının tüm sınıflar yönünden iptaline, davalı adına tescilli 2014/50130 sayılı “DOĞALİNA YÖRESEL TATLAR” ibareli markanın tescilli olduğu 29, 30 sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.