YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4041
KARAR NO : 2020/2339
KARAR TARİHİ : 04.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2018 tarih ve 2017/297 E- 2018/153 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 04/07/2019 tarih ve 2018/1337 E- 2019/775 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının “SOUQ” ibareli markanın 35 ve 41. sınıflarda tescili için davalı kuruma başvurduğunu, 2016/97311 sayılı başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK 7(1) a,c hükümleri çerçevesinde tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle, 35. sınıf mağazacılık hizmetlerinde kısmen reddedildiğini, karara karşı yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysaki mutlak ret nedenlerinin bulunmadığını ve ibarenin davacı lehine ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2017-M-4527 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, başvuru markasında yer alan “SOUQ” ibaresinin 556 sayılı KHK 5. maddesi anlamında ayırt edici niteliğe sahip olduğu ve 7/I-a hükmü gereğince başvurunun reddedilemeyeceği, Arapça’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde yaşayan, özellikle hitap edilen tüketici kesimi nezdinde sıklıkla konuşulan bir dil olmadığı, hitap edilen tüketici kesimi tarafından sözcük anlamlarının doğrudan bilinmediği, 556 Sayılı KHK md.7/1-c kapsamındaki tescil engelinin mevcut olmadığı, aynı KHK 7/2. maddesi çerçevesinde ek bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne TPMK YİDK’nun 2017-M-4527 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.