YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4236
KARAR NO : 2020/2205
KARAR TARİHİ : 02.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/01/2018 tarih ve 2015/552 E- 2018/44 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/07/2019 tarih ve 2018/1110 E- 2019/897 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete buğday hammaddesi alımı amacıyla 3.000.000 USD civarında borç para gönderildiğini, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmasına rağmen davalı şirket yetkilileri tarafından hesap ve bilançoların müvekkiline sunulmadığını, ihtarlara rağmen davalı şirketin her defasında oyaladığını, şirketin tasfiye sürecine girdiğini, borcun ödenmediğini, şirketin mal kaçırma olasılığının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin avans faiziyle tahsilini, davalı şirketin tasfiye sürecinin durdurulmasını ve davalı şirkete kayyum tayin edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; derdestlik itirazında bulunarak dava konusu alacağa ilişkin olarak Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/991 Esas sayılı dosyasının açıldığını, alacağın açık olmasına rağmen kısmi talebin kanuna aykırı olduğunu, davacının %10 hisseye sahip olduğunu, son yapılan tasfiye kararı ile alınan genel kurula kadar bütün genel kurullara iştirak ettiğini, genel kurulların onayından geçen belgelerin hiçbirinde davacının alacaklı olduğunu gösterir bir hesabın bulunmadığını, tüm ibra ve kabullerin kendi imzasını taşıdığını, keyfiyeti açıkça tevsik ve teyit ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/491 Esas, 2015/865 Karar sayılı dosyasında davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı nedenle feshine ilişkin davanın HMK’nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 04.02.2016 tarihinde kesinleştiğinden derdestlik itirazının ve kanun değişikliği nedeniyle kısmi davaya ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davacının dayandığı banka dekontlarının banka havale dekontu niteliğinde olduğu, banka dekontlarında paranın davalıya ödünç olarak verildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin karine olarak borç ödeme vasıtası niteliğinde olduğu, havale dekontunda yeralan miktarın davalı tarafa borç olarak gönderildiğinin usulen ispatlanmasının gerektiği, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda alınan raporlar uyarınca 10.08.2011 tarihli genel kurula davacının katıldığı, şirketin 2008-2009-2010 bilanço kâr ve zarar hesaplarının oy birliği ile kabul edildiği, davacının şirket genel kurul kararlarına itirazının bulunmadığı, davalı şirketin 04.07.2014 tarihinde tasfiye haline girdiği, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında davalı şirket aleyhine herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalı şirket tarafından sözleşme ilişkisinin kabul edilmediği, davacı tarafça davanın ispati yönüyle münhasıran davalı şirket ticari defter kayıtlarına dayanılmadığı, davacı tarafça 6100 sayılı HMK 225-227-228.maddeleri uyarınca davanın ispatı yönüyle davalı tarafa yemin teklifinde bulunulmadığı, davaya dayanak iddiaların ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilinin tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, bilirkişi raporları uyarınca defterlerine göre davacının 30.07.2009 tarihinde davalı şirkete 3.000.000 USD borç verdiği iddiasını doğrular nitelikte olduğu, davacının ortaklara borçlar dolar hesabına 30.09.2009 tarihinde kaydedilen 4.447.500,00 TL karşılığının (1 USD = 1.4863 TL) 30.07.2009 tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuruna göre 2.992.329,95 TL olduğu, bu miktarın da davacının şirkete borç verdiğini iddia ettiği 3.000.000 USD ile uyumlu olduğu, 4.447.500 TL’nin davacının ortaklara borçlar dolar hesabı kapatılarak yine davacının ortaklara borçlar TL hesabına aktarıldığı, ilgili hesabın 31.12.2009 kapanış ve 01.01.2010 tarihli açılış tarihi itibariyle 5.118.614,00 TL bakiye verdiği, davalı şirketin 01.01.2010 tarihi itibariyle davacıya işletmenin esas faaliyeti dışındaki işlemler dolayısıyla senetli ve senetsiz olarak 5.118.614,00 TL borcunun bulunduğu, davacının davalı şirkete 30.07.2009 tarihinde 3.000.000 USD borç para verdiğinin kabulü gerekli olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları uyarınca davacı 13.10.2009 karar tarihli 5 numaralı genel kurul kararı uyarınca yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, yine, 10.08.2011 tarihli genel kurul kararı ile 3 yıllık süre ile yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2008-2009-2010 yıllarına ait bilanço ve kâr / zarar hesaplarının oybirliği ile tasdik edildiği, yönetim kurulu faaliyet raporu ile murakıplar tarafından verilen raporun okunup müzakere edildiği, yönetim kurulu üyeleri ve murakıpların ibra edildikleri 10.08.2011 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına katılıp tüm maddeler yönünden olumlu oy kullandığı, alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketteki ortaklara borçlar hesabındaki alacağından yapılan mahsuplaşmalar sonucu ortaklara borçlar hesabındaki davacı alacağının sıfırlandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak düzenlenmesinden sorumlu olduğu bilançolar ile şirket defter kayıtlarına göre 2010 yılındaki bilanço uyarınca ortaklara borç hesabı 5.118.614,00 TL’nin 2011 bilançosunda ortaklara borç kaleminin sıfırlandığı, davacının davalı şirket defterlerinde, davacının ortaklara borçlar hesabında yapılan mahsuplaşma ve ödeme işlemlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, 10.08.2011 tarihli genel kurul toplantısının üzerinden 4 yıla yakın bir süre geçtikten sonra alacak iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın yukarıdaki gerekçeyle reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.