Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4316 E. 2020/3654 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4316
KARAR NO : 2020/3654
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.05.2019 tarih ve 2019/8- 2019/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı … isimli şahsın müvekkili Banka ile 17/06/2010 tarihinde 106.353,00 TL limitli Genel Tarımsal Krediler Sözleşmesi akdettiğini, bu krediye davalı … ile dava dışı şahısların kefil olduğunu, davalının, sözleşmeye, noterde düzenlenen vekaletname ile vekil tayin edilen babası dava dışı …vasıtasıyla müştereken ve müteselsilen borçlu sıfatıyla imza attığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve kefiller hakkında alınan ihtiyati haciz kararının uygulanması için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın kaldırılması için müvekkili tarafından açılan davanın sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığından bahisle reddedildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi’nce vekil yönünden imza incelemesi yapılması gerekirken vekil tayin eden davalı yönünden imza incelemesi yapılarak hatalı karar verildiğini ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak şartıyla 96.501,62 TL’nin tahsiline karar verilmesini, icra hukuk mahkemesince hükmedilen ve davalı tarafça takibe konu edilen kötüniyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede imzasının, kefilliğinin, dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin babası olan …’a verdiği vekaletnamede bankalar nezdinde 3. kişilerin çektikleri kredilere kefil olma yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, 96.501,62 TL asıl alacağın, temerrüt tarihi 12/12/2012 den itibaren işleyecek senelik %24 faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bir miktar para alacağının tahsili ve sair istemlere ilişkindir. Dava dilekçesinde, davacının, davalıdan 15.08.2014 tarihi itibariyle 96.501,62 TL olan alacağının, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca senelik %24 temerrüt faizi ile birlikte tahsili istenmiş, ayrıca taraflar arasındaki davada icra hukuk mahkemesince hükmedilen ve davalı tarafça takibe konu edilen kötüniyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin iptali talep edilmiştir. Mahkemece dava, alacak bakımından kabul edilip diğer hususlar yönünden reddedilmiştir. Ancak, mahkemece verilen kararın hüküm kısmında faiz başlangıç tarihi olarak davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin keşide tarihi esas alınmıştır. Dava dilekçesinde, faiz başlangıcına ilişkin herhangi bir tarih öngörülmemiştir. Bu durumda, yerleşik uygulama gereğince, temerrüt faizi başlangıcının dava tarihi olduğunun benimsenmesi ve hükmün buna göre kurulması gerekmektedir. Fakat, davalı tarafın temyiz istemine ilişkin dilekçesinde temerrüt tarihine ilişkin kabulü gözetildiğinde temerrüt faizinin 20.12.2012 tarihinden başlatılması zorunlu olup hükmün bu nedenle bozulması gerekiyor ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının birinci bendindeki “12/12/2012” tarihinin çıkartılıp yerine “20.12.2012” tarihi eklenerek hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.