YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4417
KARAR NO : 2020/2501
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 08/07/2019 tarih ve 2019/132-2019/250 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2000/04524, 2007/32835 sayılı “FİT” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkili markalarıyla iltibas yaratacak ve haksız yarar sağlayacak şekilde 2012/48578 sayılı ve “KONFİT” ibareli ve 30. ve 35. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurusunun ilanı üzerine iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak da YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek YİDK’nın 2014-M-8379 sayılı kararının iptalini ve başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkiline ait marka başvurusu ile davacı markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma öncesi kararda dava konusu 2012/48578 sayılı markanın kapsamındaki 30. sınıftaki emtilar yönünden verilen YİDK kararının iptaline ve markanın bu emtialar yönünden hükümsüzlüğüne yönelik kararın kesinleştiği, kurum kararının dava konusu 2012/48578 sayılı markanın kapsamındaki 35.06 sınıftaki hizmetler yönünden davacı adına tescilli 29,30 ve 32. sınıf mallarla aynı tür veya benzer malları içerdiği, bu durumda mağazacılıkta kullanılacak olan “KONFİT” markası ile, bu mağaza içerisinde satılabilecek olan “FİT” ibareli 29,30 ve 32. sınıftaki mallar yönünden, ortalama tüketici kitlesi nezdinde, markaların karıştırılmasına yol açılabileceği gerekçesiyle başvuru marka kapsamında bulunan 30. sınıf mallar yönünden verilen YİDK kararının iptaline ve markanın anılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne yönelik talep bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu YİDK kararının 2012/48578 sayılı başvuru markasının kapsamındaki 35.06 sınıftaki hizmetler yönünden de kabulüne, kurum kararının anılan hizmetler yönünden iptaline, başvuru markasının anılan hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı kurum vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Dava, davalı şirketin marka başvurusuna vaki davacı itirazının reddine dair kurum kararının iptali istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece, bozma öncesinde verilen kararın davalı şirkete ait başvuru markası kapsamındaki 30. sınıf yönünden kurum kararının iptali ve markanın 30. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne dair kısmı kesinleşmiş ise de yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden verilen hüküm kesinleşmemiştir. Ayrıca bozma sonrasında dava kısmen reddedildiğinden kendisini vekille temsil eden davalı şirket yararına reddedilen kısım nazara alınarak vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, kısmen kabule ilişkin karar nazara alınarak bozma öncesi ve sonrası yapılan giderlerin tamamı bakımından yargılama giderlerinin kabul ve red oranında taraflar arasında paylaştırılıp, reddedilen kısma ilişkin kendisini vekille temsil eden davalı şirket lehine vekalet ücreti takdir edilerek yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı kurum vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm kısmının 5. bendinin çıkarılarak yerine “5- Davanın reddedilen kısmı yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.931,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine” ibaresinin yazılmasına, 5. bendin devamına 6. bent eklenerek anılan bende ” Davalı şirket tarafından yapılan 13,00 TL tebligat giderinin kabul ve red oranına göre takdiren yarısı olan 6,50 TL’nin davacıdan tahsiliyle davalı şirkete verilmesine, davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti ve tebligat gideri toplamı 1.650,00 TL’nin kabul ve red oranına göre takdiren yarısı olan 825,00 TL ile 25,20 TL ilk harç masraf toplamı 850,20 TL’nin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, kararın hüküm kısmındaki “6” numaralı bendin bent numarasının “7” olarak değiştirilmesine, hükmün bu şekliyle davalı şirket yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPMK’dan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.