Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4440 E. 2020/2785 K. 10.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4440
KARAR NO : 2020/2785
KARAR TARİHİ : 10.06.2020

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/287-2019/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2010 yılında yapım şirketiyle aralarında yazılı bir sözleşme bulunmaksızın yaptıkları sözlü anlaşma uyarınca davalının televizyonda yayınlanan reklam filminde oyunculuk yaptığını, 13.500.- TL ücret aldığını, müvekkilinin yaptırdığı 2012 tarihli Ankara ve Tekirdağ Sulh Hukuk Mahkemelerine ait delil tespiti dosyalarında davalı şirketin, müvekkilinden izin almadan Türkiye’deki tüm şubelerinde davacının rol aldığı reklam filmini ve reklam filminden elde edilen fotoğrafları duvara asarak umuma arz ettiğinin tespit edildiğini, reklam piyasasındaki yaygın uygulamaya göre yazılı sözleşmelerde birinci yıldan sonraki yılların ücretlerinin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirlenecek tazminat miktarının üç kat fazlası için şimdilik 13.500.- TL maddi ve 3.000.- TL manevi tazminatın 13.06.2010 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözlü sözleşmenin üzerinden üç sene geçtikten sonra tazminat talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığını, davacının zarara uğramadığını, sözleşmenin geçerlilik süresinin bir yıl olduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, davacının fotoğraflarının yayınlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının reklam filmindeki görüntüsünün reklam amaçlı fotoğraf olarak ticari amaçla sergilenmesi hakkının davalıya verilmediği ve kullanım mecrasının TV ile sınırlı olduğu, yine reklam veren davalı ile yapımcı firma arasındaki sözleşmede, sözleşmenin bir yıl sonra sona erdiğindeki kullanımlarda davalının oyunculuk ücreti ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, böylece davacının FSEK 80/2. maddesi kapsamında maddi tazminat talebinde bulunabileceği, manevi tazminat talebi yönünden ise; sözleşmeye aykırı davranışın varlığı manevi tazminat isteminin kabulü için tek başına yeterli olmayıp, aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar nedeniyle aynı zamanda davacının kişilik haklarının TMK anlamında zedelenmesi ve bu nedenle de TBK 49. maddesi anlamında haksız bir eylem olarak nitelendirilmesi gerektiği, somut olay bakımından ise davacının reklam filmindeki görüntülerinin ayrıca başka reklam mecralarında da kullanılmasının davacının kişilik haklarını zedeler nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 13.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 26.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozma ilamına uyulmakla oluşan usulü müktesep hakların da gözönüne alınacak olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Bozma öncesinde, davacının reklam filminde yer alan fotoğrafının sözleşme kapsamı dışında izinsiz olarak davalının Türkiye’deki tüm şubelerinin duvarlarına asılmak suretiyle kullanılmış olması nedeniyle mahkemece 6.750,00 TL tazminat yönünden kurulan hüküm kesinleşmiş olduğu halde, davacının ayrı bir kalem olarak talep ettiği sözleşmesel alacak niteliğinde olan “oyunculuk ücreti alacağı” ile birlikte haksız fiil tazminatının toplanmak suretiyle hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde 13.500.- TL tazminata hüküm kurulmuş olması doğru olmamış ve kararın re’sen bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda; davalının sair temyiz itirazları reddedilmek suretiyle, davalı aleyhine önceki hükümle kurulan 3.000.- TL manevi tazminat yönünden karar kesinleştiği halde, usulü müktesep haklar gözetilmeden bu istem yönünden davanın reddi yerinde görüşmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.