YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4469
KARAR NO : 2020/2786
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/11/2016 tarih ve 2010/809 E- 2016/730 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/07/2019 tarih ve 2017/321 E- 2019/898 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 08/01/2009 tarihinde müvekkili şirket müdürlüğüne atandığını, 17/06/2010 tarihi itibarıyla davalının müdürlükten azledildiğini ve şirketle ilişiğinin kesildiğini, davalının müvekkili şirketin alacaklarını tahsil ettiğini, şirket banka hesaplarından para çekip müvekkiline iade etmediğini, şirketin ihtiyacı olmayan ve şirkette bulunmayan eşyalar alıp şirket adına fatura ettirdiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL alacağın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama aşamasında talebini toplam 407.127,80 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını, ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı limited şirketin ortaklarının … ile … olduğu, 23/12/2010 tarihinde şirket eski müdürü davalı … hakkında sorumluluk, alacak davası açılması için karar alındığı, yargılama sırasında denetçiye ait vekaletname sunularak dava şartının tamamlandığı, davalı hakkında başlatılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının müdürlük yaptığı dönemde şirketten avans olarak çektiği miktarın şirkete geri ödendiği veya şirket işlerinde harcandığının ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu, davalının sorumluluk ve denetimi altında tutulan şirket kayıtlarının üçüncü kişi tarafından oluşturulmuş belge niteliğinde olmayıp davalı yönünden bağlayıcı olduğu, davalı tarafça aksini ortaya koyacak delil ve belge sunulmadığı, davalının avans olarak çekilen 390.255,00 TL nedeniyle şirkete karşı sorumlu olduğu, 16.872,80 TL’lik eşya faturalarına konu malların davacı şirkete teslim edildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, bu miktar için şirket zararının oluştuğu, MN Taşkınlar Şirketi’ne verilen iki adet çek, …’ya verilen çek ve Gros Market faturalarına ilişkin olarak şirket defterinde kaydın bulunmadığı, MN Taşkınlar Şirketi’ne verilen iki adet çekle ilgili olarak, çek verilmiş ise de, çek bedelinin şirket tarafından ödenmiş olmadığı, … ile ticari ilişkinin bulunduğu, defter kaydına göre bu kişiye borcun olduğu anlaşılmakla bu miktarlarla ilgili şirket zararının oluşmadığı, başlangıçta 5 kalem için şimdilik kaydı ile 10.000,00 TL üzerinden dava açıldığı, bunlardan şirketten alınan avansa yönelik kısmın 5.000,00 TL, eşya faturalarına yönelik kısmın 3.000,00 TL olduğu, ıslahla 10.000,00 TL toplam talebin 407.127,80 TL’ye yükseltildiği, bu şekliyle ıslaha konu miktarın 397.127,80 TL olduğu ve şirketten alınan avans ve eşya faturalarına yönelik bulunduğu, oluşan zarar 390.255,00 TL+16.872,80=407.127,80 TL ise de; Gross market faturalarına ilişkin 1.000,00 TL, Mn Taşkınlar ve …’ya verilen çeklerle ilgili 1.000,00 TL ret kapsamında olmakla toplam yükseltilen dava değeri 407.127,80 TL’den 2.000,00 TL kısmın düşümü ile 405.127,80 TL alacak bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 405.127,80 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 8.000,00 TL’sine dava tarihinden, kalan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 2009 yılı davacı şirket kayıtlarında davalının davacı şirketten avans aldığı kaydının bulunmadığı, davalının şirket müdürlüğünden azledilmesinden sonra, davacı banka hesapları, banka kayıtları üzerinde hiçbir düzeltme yapılmadan ortaklardan alacaklar, ortaklara borçlar ve verilen avanslar kalemlerinde değişiklik yapılarak 01/07/2009 – 31/12/2009 tarihleri arasında davalıya 390.255,00 TL avans verildiği kaydının yapıldığı, davacının azilden sonra tek taraflı ve dayanaksız olarak yaptığı bu kaydın lehine delil olmadığı, ayrıca 6 adet eşya faturasına ilişkin olarak davacı şirket hesabından ödeme yapıldığının tespit edilemediği, dolayısıyla davalının davacı şirketi zarara uğrattığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıdaki bentte açıklanan hususlar dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirketin önceki yetkilisi olan davalının, şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasıdır. Yukarıda özetlendiği üzere, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçe ile kaldırılıp yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosya kapsamında aldırılan raporlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi, raporlarda dahi davalı tarafından kapatılmayan bir kısım paranın hesabının, davalı tarafından defter ve kayıtlara intikal ettirilecek şekilde verilmediği belirtilmiş olduğu halde, salt davalı görevden ayrıldıktan sonra yapılan muhasebe düzeltmesi ve bankalardan çekilen ancak iade edilmeyen tutarın daha fazla olmasına rağmen daha az bir taleple dava açılmış olması nedenleriyle, kapatılmayan avanslara ilişkin talep kalemi yönünden davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı şirket vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.