YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4513
KARAR NO : 2020/3623
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.02.2019 tarih ve 2017/148-2019/127 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin bir kamu kuruluşu olması ve kuruluş amacında da belirtildiği gibi asli görevinin satın almış olduğu enerjiyi kamu adına kurmuş olduğu dağıtım sistemi üzerinden abonelerine sağlıklı bir şekilde dağıtmak ve dağıttığı enerji bedelini tahsil etmek olduğunu, davalı tarafından 31/01/2013 tarihli yazı ile 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu kapsamında sistem kullanım anlaşması imzalayan kullanıcılar ile İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildirimi’nin 1.5 maddesinde belirtilen “Kullanıcının bağlı olduğu, fidere arıza intikal ederek kesicinin açması” durumunda cezai hükümlerin uygulanması zorunluluğu bulunduğundan bu kapsamda Aralık 2012 döneminde aylık olarak bağlı olduğu fidere “Arıza intikal ederek kesicinin açılması” nedeniyle Sistem Kullanım Anlaşması’nın 10. ve Yöntem Bildirimi’nin 1.5 maddesi gereğince ceza faturası düzenlenerek muhteviyatı ile birlikte tebliğe çıkarıldığını, ceza faturasının toplam miktarının 1.506.607,60 TL olduğunu, TEİAŞ ile aralarında sözleşme olmamasına rağmen ve SKA’nın 10. maddesinde öngörülen ihlal, uyarı ve süre kurallarına uyulmayarak ceza faturasının düzenlenerek gönderildiğinden ceza faturasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görevli mahkemenin asliye hukuk olduğunu, faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmediğini, taraflar arasında dava konusu Aralık 2012 dönemi için geçerli olmak üzere imzalanmış bir sistem kullanım anlaşması bulunmadığını, faturanın dayanağının 3575 sayılı 22/12/2011 tarihli EPDK Kurul Kararı ile onaylanan Yöntem Bildirimi olduğunu, Bildirimin 1.4 maddesi uyarınca fatura düzenlendiğini, 2011 yılından sonra imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmalarında uyarı yükümlülüğüne ilişkin bir düzenleme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklanmış olması nedeniyle davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmediği, faturaya süresinde itiraz edilmediği savunması getirilmişse de faturanın 31.01.2013 tarihli yazı ile ödenmesinin istendiği, 07.02.2013 tarihinde idari yargıda alacağa dayanak fatura ile ilgili davacı yanca dava açıldığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği, dava konusu faturanın revize Sistem Kullanım Anlaşmasından sonraki ceza dönemini kapsadığı, ancak taraflar arasında imzalanmış sistem kullanım anlaşması da bulunmadığı, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında davacının bu anlaşma kapsamında hareket etmesi beklense bile ve revize Sistem Kullanım Anlaşması ile cezai şartları düzenleyen 9. madde ihlalleri için uyarı şartı kaldırılmışsa da söz konusu ceza ihlali yine 23/06/2008 tarihli bağlantı anlaşması cezai şartlar başlıklı 16. maddesinde anlaşma hükümlerinin TEİAŞ’ın uyarısına rağmen sona erdirilmemesi halinde uygulanacağının düzenlendiği, bu anlamda birbiriyle çelişik iki hüküm bulunduğu, cezai şarta ilişkin her iki sözleşmenin çelişik hükümlerinin yorumlanmasında ise davalının hizmet sağlayıcı yönünden tek sağlayıcı konumunda olması, bu nedenle sözleşme içeriğini tek taraflı belirleme gücünün elinde olması, davacı şirketin iş alanı nedeniyle ihlali, uyarı olmaksızın gidermesindeki güçlük birlikte değerlendirildiğinde 07/06/2012 tarihinde revize edilen Sistem Kullanım Anlaşması’nın cezai şarta ilişkin hükmünün TBK’nın 20/1 maddesine göre genel işlem koşulu niteliğinde kabul edilerek 25. madde gereğince yapılan içerik denetimi gereğince cezai şartın ancak davacı tarafından yapılan ihlalin uyarıya rağmen giderilememesi halinde uygulanabileceği şeklinde kabul edilmesinin bağlantı sözleşmesine de uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 28/01/2013 tarihli faturaya konu 1.506.607,60 TL ceza ücreti nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle ve ceza faturasının iptaline, karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 77.187,27 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.