YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4517
KARAR NO : 2020/2851
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/314-2019/539 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin bir kısım davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen “hisse ve işletme devri ön protokolü” gereğince davalılara 75.000,00 USD kapora ödediğini ancak davalıların yükümlülerini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasında akdedilmesi planlanan sözleşmenin yürürlüğe konulamadığını, davalılara noter aracılığıyla gönderilen ihtarnameyle ödenilen kapora talep edilmişse de davalıların ödeme yapmaya yanaşmadığını, bunun üzerine davalılar aleyhine başlattıkları takibin davalıların vaki itirazı sebebiyle durduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca ödenen kaporanın istirdadı talebinin yerinde olduğu, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş olan faizin 863,18 USD olarak hesaplandığı, buna göre, takibin 75. 000,00 USD asıl alacak ve 863,18 USD işlemiş faiz üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği ancak işlemiş faizin kısa karara sehven 887,45 USD yazıldığı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin 75.000,00 USD asıl alacak, 887,45 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.887,45 USD üzerinden ve takip talebindeki diğer şartlarla devamına ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davalılar …, …, … ve … vekili temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK’nın 334. ve 336/3 maddeleri koşullarının oluştuğu anlaşıldığından adli yardım talebinin kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK’nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, hükmün gerekçe kısmında takibin 75.000,00 USD asıl alacak ve 863,18 USD işlemiş faiz üzerinden devamı gerektiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında, takibin 75.000,00 USD asıl alacak ve 887,45 USD işlemiş faiz üzerinden devamına karar verildiği ve bu suretle hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar …, …, … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar …, …, … ve Mahmut Arslan vekilinin adli yardım talebinin kabulü ile temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar …, …, … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar …, …, … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.