YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4700
KARAR NO : 2020/3184
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/12/2016 tarih ve 2015/181 E- 2016/1254 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen 12/09/2019 tarih ve 2017/1290 E- 2019/1256 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalılarla ortağı olduğu şirketin uzun bir süredir merkezinde faaliyet göstermediğini, şirketin kötü yönetildiğini, şirketin yıllık bilançolarına göre elde ettiği safi kârlar hakkında bilgi verilmediği gibi kâr payı da dağıtılmadığını, şirketin vergi borçları ve mevduatı hakkında bilgi sahibi olmadığını, davalı ortak …’in de şirket müdürü olan diğer davalı ortakla çoğunluk hisselerini elinde bulundurduklarını, birlikte hareket ederek müvekkilini mağdur ettiklerini, haklı nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin ortağı ve müdürü olduğu davalı Sesli Yapım Org. Tic. Ltd. Şti’nin 11.04.2005 tarihinde kurulduğunu, şirket ortağı olan davalı …’nun şirketin vergi borçlarından payına düşen kısmı ödemediğini, hatta bir takım şirket tahsilatlarını şirket kasasına koymadığını, davalının vekili olan dayısı ile hisse devir görüşmeleri yapıldığını, davalının 15.000,00 TL vergi borcunu ödenmesi şartıyla hissesini müvekkiline devretmesinin teklif edildiğini, tarafların anlaştıklarını, davalı ve vekili tarafından bu miktardaki senetler müvekkilinden tahsil edilmiş olmasına rağmen vergi borcunun ödenmediğini, hisse devrinin yapılmasına dair çağrılarının da sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin şirketin ödenmeyen vergi borcu nedeniyle vergi cezası ödeyerek 30.903,00 TL zarara uğradığını, davalı …’nun şirketin toplantılarına katılmadığı için karar almak için toplanamadıklarını, davalının şirketi borçlandırdığı senetlerin tahsiline ilişkin takip hakkından feragat ettiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/724 E sayılı dosyası (İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/227 E) açtığı şirketin feshi istemli davasını takipsiz bıraktığını, şirketin ortaklar arasındaki oluşan husumet nedeniyle münfesih hale geldiğini, iş yapmadığını, ortakların bir araya gelmemesi nedeniyle şirketin tasfiyesinin dahi gerçekleşemediğini, müvekkili ve davalı …’in bu zamana kadar davalı …’nun payına düşeni de kapsayacak şekilde tüm borcunu ödediğini, tasfiye sürecine girilmesi halinde davalı …’nun yine hiçbir masrafı ödemeyeceğini, toplantı ve karar nisabı sağlanamadığı için müvekkilinin müdürlük görevinden ayrılmasına dair karar dahi alınamadığını ileri sürerek şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davanın davalısı … vekili, davacının asli kusurlu olması nedeniyle fesih talep etme hakkı bulunmadığını, talebinin şirketin feshini uzatmaya yönelik olduğunu, şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesi gerektiğini savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, birleşen davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı Sesli Yapım Org. Tic. Lt.Şti’nin gayrı faal olup 31.12.2014 tarihi itibariyle öz varlığının menfi (-66.424,93 TL) olduğu, şirketin sermayesinin tamamını yitirdiği, TTK’nın 636/3 maddesinde belirtilen haklı sebeple fesih şartlarının bulunduğu, asıl ve birleşen davada her iki davacı ortağın fesih konusunda iradeleri birleştiği için fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkartılması veya uygun görülecek başka bir çözüme hükmedilmesine gerek bulunmadığı, şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın yalnızca şirkete karşı açılması gerekli ve yeterli olup şirket ortakları aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddinin icap ettiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davalı şirket ortakları aleyhine açılan fesih davasının pasif husumet yokluğundan reddine, asıl ve birleşen davanın davalı şirket yönünden kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı asıl davada davacı … vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; asıl davada davacı, birleşen davada davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı … vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve şirketin borç ve alacaklarının tasfiye aşamasında değerlendirilecek olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı …’ndan alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.