YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4725
KARAR NO : 2020/3155
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/05/2018 tarih ve 2017/420 E.- 2018/213 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2018/1404 E.- 2019/857 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “crea” ibareli 1-45. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2008/15589, CREA ibareli 22, 23, 27, 28. sınıf ürünleri içeren 2016/19945, CREA ibareli 9, 35, 42. sınıf ürünleri içeren 2016/1784, XREA ibareli 9, 35,42. sınıf ürünleri içeren 2011/35029, CREA ibareli 1, 2, 3, 4, 5, 6. sınıf ürünleri içeren 2008/15589, CREA ibareli 7, 8, 11, 21. sınıf ürünleri içeren 2007/63882, CREA ibareli 7, 8, 9, 11, 21, 35. sınıf ürünleri içeren 2017/54380, CREA TİERRA ibareli 9, 42. sınıf ürünleri içeren 2007/34087, CREA GİA ibareli 9, 42. sınıf ürünleri içeren 2007/34086, CREA VENERA ibareli 9, 42. sınıf ürünleri içeren 2007/34085, CREA PLATİN ibareli 9. sınıf ürünleri içeren 2007/27482, CREA MİNİC ibareli 9. sınıf ürünleri içeren 2007/27481 numaralı markaların sahibi olduğunu, ayrıca 04.03.2016 tarihinde “crea” ibare ve biçimli 20, 22, 27 ve 28. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/19945 kod numarası verilen marka tescil başvurusunun Resmî Marka Bülteni’nde ilân olunduğunu, bunun üzerine davalı şirketin “2015/27522 sayılı CREA ibareli marka tescil başvurusunun 2008/15589 sayılı crea ibareli marka mesnet alınarak reddinden sonra 18.08.2015 tarihinde açılan dava sonucunda anılan markanın İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17.05.2016 gün ve E. 2015/129, K. 2016/68 sayılı kararla kullanmama nedeniyle iptal olunduğunu, son başvurunun iptal edilen markanın devamı olduğu, başvurunun bu nedenle reddedilmesi veya anılan davanın kesinleşmesinin beklenmesi” gerekçesiyle itirazda bulunduğunu, Markalar Dairesi’nin davalı itirazını reddettiğini, bunun üzerine davalının aynı gerekçeyle başvurunun tümden reddi istemiyle yeniden itirazda bulunduğunu, YİDK’nın 2017/M-5352 sayılı kararıyla davalı itirazını kısmen
kabul ederek müvekkilinin marka tescil başvurusunu 27. sınıf ürünler bakımından kötüniyetli başvuru olduğu gerekçesiyle reddettiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, çünkü müvekkilinin marka yedeklemesi yapmadığını, marka korumasını amacına aykırı kullanmadığını, geniş bir sektörde ticari faaliyette bulunduğunu, kaldı ki hükümsüzlük davasının kabulüne dair verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ileri sürerek başvurularının reddine dair YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının başvurusunun kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınan marka ile aynı olduğunu, davalının başvurusunun reddi üzerine açılan dava sonucu kullanmadığından iptal olunduğunu, dava açılmasından sonra davacının yeni bir başvuru yaptığını, kullanma niyeti olmaksızın yeni başvuru yapılmasının kötüniyet taşıdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının crea ibareli 27. sınıf ürünleri veya başka bir ürün ve hizmeti içeren bir markası bulunmadığı, davalının anılan tanıtım işaretiyle gerçekleştirdiği davacı tescilinden önceki tarihten başlayan bir kullanımının da olmadığı, davacının ise crea ibareli 1-45. sınıf ürün ve hizmetleri, bu arada 27. sınıf ürünleri içeren 2008/15589 sayılı markasının bulunduğu, davacının markasını tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının bir kısmında kullandığı, davacının faaliyetlerinin bir mağaza konseptinde gerçekleştireceği, kendi tescili dışında crea ibareli markayı kullanan başka bir firma da olmadığı, bu haliyle bakıldığında, önceki tarihli tescille, başka birini ve bu arada davalıyı engelleme amaçlı hareket ettiği sonucuna varılmasının mümkün bulunmadığı, zira zaman içerisinde işletmenin ürün çeşitliliği içerisine 27. sınıf ürünlerin katılmasının da mümkün olduğu, bu sebeple anılan markanın 27. sınıf ürünler bakımından ihtiyat markası olarak kabulünün de mümkün olabileceği, sadece 2008/15589 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline dair hüküm verilmiş olmasının davacıyı kötüniyetli saymaya yetmeyeceği, zira anılan hükme dayanak 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi SMK’nın yürürlüğe konulmasından önce zaten Anayasa Mahkemesi tarafından iptal olunduğu, başvuru konusu işaretin de davacının crea ibare ve biçimli 27. sınıftaki ürünleri içeren 2008/15589 sayılı markasının “kapsamındaki 27. sınıf ürün” bakımından serisi mahiyetinde olduğu, zira davacının önceki tarihli markasının iddia konusu işareti aynen içerdiği, davacının son başvurusunun önceki markasının kapsamında olan yargılama konusu 27. sınıf ürünleri aynen içerdiği, şu hâle göre son başvuru konusu işaretin davacının öteden beri son başvuru konusu mal ve hizmetleri de içerecek biçimde kullandığı, işletmesi ile özdeşleşmiş asli unsurlarını içeren, işletmesel köken itibariyle önceki tescilli markası ile bağlantılı olduğu mesajını açık biçimde veren, “crea” asli unsur yanında bazı ekler de içeren yeni ve seri bir marka olarak kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2016 gün ve E. 2014/11-696, K. 2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, Türk Patent YİDK’nın 2017/M-5352 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı şirket ve davalı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait olan 2008/15589 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline dair davanın reddine karar verildiği, başvuru konusu işaretin de davacının crea ibare ve biçimli 27. sınıftaki ürünleri içeren 2008/15589 sayılı markasının “kapsamındaki 27. sınıf ürün” bakımından serisi mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, davalı şirket ve … vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.