YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4738
KARAR NO : 2020/2781
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2017 tarih ve 2015/330 E.- 2017/926 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/07/2019 tarih ve 2018/2483 E.- 2019/1451 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile dava dışı …’nın 2008 yılında 100 paylı bir limited şirket kurduklarını, her iki ortağın 50’şer paya sahip olduğunu, 06/05/2010 tarihinde müvekkilinin 34 adet payını, …’nın ise 8 payını birleşen dava davalısı …’na devrettiklerini, bu şekilde müvekkilinin 16 payının kaldığını, ancak aynı tarihli noter işleminde müvekkilinin 34 pay devretmesine rağmen sehven 8 pay olarak işleme kaydedildiğini, daha sonra her iki ortakla birlikte devralan davalı …’nun da katıldığı ortaklar kurulu kararı ile devir işlemlerinin onaylanıp pay defterine işlendiğini, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin halen davalı şirketin %50 ortağı olarak göründüğünü ileri sürerek, müvekkilinin 06/05/2010 tarihi itibariyle davalı şirketteki payının 16 pay olarak kaldığının tespitine ve ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı şirket yetkilisi, pay devir işlemlerinin noterde ve şirket pay defterinde yapıldığını, pay devrinin zamanında muhasebecinin bilgi vermemesi nedeniyle ticaret siciline bildirilmediğini, bu nedenle 30 günlük süre geçtiğinden ilan yapılamadığını bildirerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, hisse devri için gerekli işlemlerin tamamlanmadığını, şirketin kamu borçları nedeniyle müvekkiline sorumluluk yüklenmeye çalışıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hisse devir sözleşmesinin müvekkili tarafından yazılı bildirimle feshedildiğini, bu nedenle eldeki davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, ortaklar kurulu tarafından alınan karar ile pay defterinin ve imzası noterce onaylı hisse devir sözleşmelerinin pay oranları bakımından birbiri ile uyumlu olmadığı, davacının ve halen şirket müdürü olan dava dışı ortak …’nın devir tarihinde şirketi temsile yetkili müdürler olup, pay devirleri ile ilgili her hangi bir işlem yapmadıkları gibi pay defterinin kusurlu, eksik ya da yanlış tutulmasından meydana gelecek zararlardan bizzat sorumlu oldukları, Medeni Kanun’un 2. maddesi gereğince herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda oldukları, hisse devirlerinin usulüne uygun olarak yapılmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 10/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.