Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4742 E. 2021/4466 K. 27.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4742
KARAR NO : 2021/4466
KARAR TARİHİ : 27.05.2021

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.04.2017 tarih ve 2014/264 E. – 2017/363 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.09.2019 tarih ve 2017/1342 E. – 2019/1225 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı AG Pür.. A.Ş.’de % 25 hissedar olduğunu, 27.03.2014 tarihinde davalı … ile hisse devir sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin hisselerinin % 8.33’ünün, diğer hissedarların ise hisselerinin tamamının bu şirkete devrinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereği devir bedelleri ödenip nama yazılı bulunan hisse senetleri ciro edilerek devrin gerçekleşeceğini, hisse devir sözleşmesinden sonra müvekkiline hisse devri bedeli ödenmediği gibi sözleşmenin 3.3 m. belirtilen kar payının dağıtılmadığını, müvekkiline hiçbir konuda bilgi verilmediğini, yönetim kurulu üyesi ve kurucu ortak olan müvekkilinin sistemli şekilde şirket işlerinden ve işleyişinden uzaklaştırıldığını, şirketteki fiziki bağlarının kesilmesinin istendiğini, 2014 Nisan ayından bu yana mutat harcamaların dışında şirketin işleyişi ile ilgisi bulunmayan harcamalar yapıldığını, yönetim kurulu başkanının tüm masrafları, lüks harcamaları da şirket kasasından yapılarak şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, müvekkilinin kendisine yapılan hukuka aykırı tutumların düzeltilmesi ve şirkette olan borçları düşüldükten sonra bakiye kalan hisse bedelinin, ödenmemiş ve muhtemel kar payının ödenmesi hususunda gönderdiği ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 01.01.2014-26.03.2014 döneminde gerçekleşen ve kararı alınmış bulunan müvekkil hissesine düşen 108.000,00 TL kar payı ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 01.04.2014-01.07.2014 aylarında işlemiş olan 50.000,00 TL kâr payının ödenmesi, şirketin haklı nedenle feshi, aksi halde müvekkiline şirket payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle davalı … yönünden davanın konusuz kaldığını, davalı … Ltd. açısından davadan vazgeçtiklerini, ayrılma akçesi ile kar payının davalı AG Pür şirketinden alınarak şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak alacak miktarını 1.038.282,44 TL daha artırdıklarını bildirmiş, 07.04.2017 tarihli dilekçe ile de davalı … şirketine yönelik davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı AG Pür… A.Ş. vekili, davacının hali hazırda müvekkili şirketin % 16.66 hissedarı olduğunu, % 8.33’üne tekabül eden iki adet hisse senedini davalı … şirketine devrettiğini, hisse devrinin tamamlandığını, yönetim kurulunca onaylandığını, davacının da alınan kararda imzası bulunduğunu, hisse devir bedelini ödeme yükümlülüğü için 27.09.2014 tarihinin vade olarak belirlendiğini, dava tarihi itibariyle vadenin dolmadığını, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmadığını, kar payı dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı alınmadığını, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili ile diğer davalı … vekili, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin davalı AG Pür Analiz şirketi tarafından imzalanmadığı, sözleşmenin 3.3. m. geçen şirketin elde etmiş olduğu karın ödenmesine dair düzenlemenin devir bedeli kapsamında değerlendirilebileceği, sözleşmenin tarafı olmayan AG Pür Analiz şirketinden bu bedelin talep edilemeyeceği, bunun şirketin feshi için haklı neden oluşturmadığı, davacının TTK’nın 437 ve 438. maddeleri gereğince bilgi alma, inceleme ve özel denetim isteme haklarını kullanabileceği, davacının bu haklarını kullanmasına engel olunduğu hususunun ispat edilemediği, TTK’nın 408/2 d m. gereğince kar payları, kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri olduğu, davacının TTK’nın 411 vd m. hükümleri doğrultusunda genel kurula müracaat ederek kar payı dağıtımı talep etmesi, genel kurulda talep reddedildiği taktirde kararın iptaline yönelik dava açması gerektiği, davacının bu iddiasının da şirketin haklı nedenle feshini gerektirmediği, davacının şirket ortaklığından çıkma ve payının güncel değerinin kendisine verilmesine yönelik talebi ile ilgili haklı sebebin gerçekleşmediği, davalı şirket genel kurulunda kar payı dağıtılmasına yönelik bir karar alınmadığından genel kurulun yerine geçerek kar dağıtımı yönünde karar verilemeyeceği, davacının davalı … yönünden davasından feragat ettiği, davalı …’a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı AG Pür …A.Ş.’nin haklı sebep ile feshi, aksi halde fesih yerine davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve kar payının ödenmesine yönelik taleplerin davalı AG Pür Analiz şirketi yönünden esastan, davalı … yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, 2011 yılında kurulan davalı AG Pür. A.Ş’nin kurucu ortağı ve yöneticisi iken 27.03.2014 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile % 25 hissesinin % 8,33’ünü, diğer hissedarlar olan … ailesi mensupları ise tüm hisselerini davalı … Ltd. Şti.’ne devretmeyi taahhüt ettiği, şirket yöneticisi olan davalı …’ın dava tarihinden sonra anılan sözleşme hükümlerine uygun şekilde bakiye hisselerini devrederek ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, söz konusu sözleşmenin 4. maddesinde davacının devrettiği hisseler için 133.129 ABD Doları bedel belirlendiği, vade tarihi olarak 27.09.2014 olarak öngörüldüğü, dava tarihinde hisse bedelinin ödeme vadesinin gelmediği, esasen hisse bedelinin de dava edilmediği, davacı tarafça vadesinde hisse devir bedelinin ödendiğinin beyan edildiği, davalı AG Pür. A.Ş.’nin bu sözleşmenin tarafı olmadığı, şirketin karlılığını sürdürdüğü, kötü yönetim iddiasının kanıtlanmadığı, hisse devralan davalı … Ltd. Şti.’nin kâr payı dağıtımına ilişkin taahhüdünün hisse devir bedeli kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, TTK’nın 408/d m. uyarınca kar payı dağıtımının genel kurulunun devredilmez görev ve yetkilerinden olduğu, kurucu ortak ve yönetim kurulu üyesi olan davacının temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu dönemlerde dahi kar payı dağıtılmamış olmasına rağmen şirket hisse devrinden ve temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan hemen sonra kar payının dağıtılmadığını ileri sürmesinin tek başına şirketin feshini gerektirmeyeceği, davacının azlık pay sahibi olarak TTK’nın 411. m. uyarınca kar payı dağıtımı için genel kurulun toplantıya çağrılması girişiminde bulunabileceği, şirket ortak ve yöneticisi olan davacının başta TTK’nın 392. m. olmak üzere TTK’nın 437. m. uyarınca bilgi alma hakkını kullanma imkanı bulunduğu, nitekim şirket muhasebecisinden şirketin bilanço ve kar ve zarar durumunu istemesi üzerine şirket yetkilisince talebin şirket yönetim kuruluna bildirileceğine dair cevap verildiği gözetildiğinde tüm bu durumların anonim şirketin feshini dolayısıyla davacının ortaklıktan çıkarılmasını gerektirecek yeterli haklı sebep olmadığı, genel kurulun kar payı dağıtımına ilişkin almış olduğu bir karar bulunmadığından mahkemece genel kurulun yerine geçilerek bu yönde karar tesis edilemeyeceğinden kar payı dağıtılmasına ilişkin talebin reddine dair kararda da bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.