YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4745
KARAR NO : 2020/3040
KARAR TARİHİ : 22.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/06/2019 tarih ve 2017/1052-2019/791 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin vefat eden …’nun eşi ve çocukları olduklarını, davalı ile murislerinin Ataoğlu Kolektif Şirketi ve Ataoğlu Orman Ür. San. Tic. Ltd. Şti. ortakları ve aynı zamanda üç adet taşınmazın yarı yarıya oranda müştereken maliki olduklarını, …’nun vefatı ile davalının şirketlere ilişkin bütün işlemleri tek başına gerçekleştirdiği ve elde edilen kârdan müvekkillerine herhangi bir ödeme yapmadığını, 2007 yılı sonunda davalının ortaklığı bitirmek istediğini bildirerek hazırladığı protokolde şirket hisseleri ile taşınmazların devirlerinin yapıldığını, davalının şirketlerin değerlerini kendisine göre tespit ettiği ve buna göre müvekkillerine 183.000,00 TL ödendiğini, müvekkillerine bırakılan taşınmazlar ile davalı bünyesinde kalan taşınmaz arasında 1.000.000,00 TL’ye yakın farkın olduğunu, davalıya devredilen şirketin mali yapısının belirtilenden çok daha iyi olduğunu tespit ettiklerini, müvekkillerinin büyük bir zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 150.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş; birleşen davada ise fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, bu nedenlerle müvekkillerinin davalı ile yapmış oldukları protokol nedeni ile uğradıkları zarardan dolayı önceki davada saklı tutulan 1.000.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, söz konusu alacağa faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, muris …’nun vefatının ardından davacıların işlerin idaresinin müvekkili tarafından sürdürülmesini talep ettiklerini, 2003 yılından itibaren vergi mükellefi ve tacir olduklarını, geçim ve masraflarının ortaklıktan karşılandığını, ortaklıktan ayrılma isteğinin davacılardan geldiğini, bunun üzerine her iki şirketinde müştemilatıyla yerinde kalmak kaydıyla paylaşıp hisse devrinin yapılmasına karar verildiğini, her iki tarafın da muhasebe işlerini gören müşavirlik şirketi tarafından şirketlerin değerlerinin tespit edildiğini, tarafların karşılıklı isteklerine uygun, adil olarak paylaştırma yapıldığını, davacıların bilgi alma konusunda hiçbir şekilde engellenmediğini, davacıların müvekkilinden kaynaklanan bir zararının bulunmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca davalıya verilen taşınmazın protokol tarihindeki değerinin 5.085.000,00 TL, davacılara verilen 2 adet taşınmazın toplam değerinin ise 2.163.700,00 TL olduğu, edimler arasında açık bir orantısızlık bulunduğu anlaşıldığından gabinin objektif unsurunun gerçekleştiği, dinlenen tanıkların beyanlarından ve dosya kapsamındaki diğer delillerden, davacıların murisi …’nun 07/03/2003 tarihinde ölmesinden sonra 31/12/2007 tarihine kadar şirketlerin davalı … tarafından yönetildiği, murisin sağlığında, işlerin yönetimine davacıları karıştırmadığı, davalı …’ya güvenilmesi gerektiğinin söylendiği, davacıların sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile iş hayatı konusunda her hangi bir yeterli tecrübelerinin bulunmadığı, davalının, davacıların tecrübesizliğinden yararlanmak suretiyle davaya konu protokolün akdedilmesini sağladığı, gabinin subjektif unsurunun da gerçekleştiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı yanın mahkemenin ilk bozmaya uyarak vermiş olduğu karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddedilmesi sebebiyle davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın da nazara alınacak olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme hükmünün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 58,917,37 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 22/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.