Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4791 E. 2020/3681 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4791
KARAR NO : 2020/3681
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Tüketici Mahkemesince verilen 11.07.2018 tarih ve 2017/227 E- 2018/720 K. sayılı kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.05.2019 tarih ve 2019/823 E- 2019/639 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalının … şubesinde kredi kartı hesabı olduğunu, davalı çalışanlarınca aranarak kredi kartı kullanmayı teşvik için 5.000,00 TL kredinin hesabına aktarıldığının söylendiğini, krediyi kullanmak istemediği için şubeye giderek hesabı kapattırdığını ve kartı iptal ettirdiğini, buna rağmen Ceyhan İcra Müdürlüğünün 2015/3362 esas sayılı takip dosyası ile aleyhine icra takibi başlatıldığını, borcu olmadığı için icra takibine itiraz ettiğini, itiraz üzerine davalı tarafça itirazın iptali davası açıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, bu süreçte 180.000,00 TL bedelle bir gayrimenkul alımı için dava dışı … isimli şahıs ile ön sözleşme imzaladığını, olumsuz durum olmadığından …’e 80.000,00 TL bağlanma parası olarak teslim ettiğini, bu bedelin aynı zamanda cayma bedeli olarak da belirlendiğini, 50.000,00 TL’ye ihtiyacı olduğu için birçok bankaya kredi başvurusunda bulunduğunu ancak davalı tarafın işlemleri nedeniyle kara listeye alınması nedeniyle kredi başvurularının reddedildiğini, bu nedenle söz konusu taşınmazın satın alınmadığını, 80.000,00 TL’nin de cayma bedeli olarak kabul edilmesi nedeniyle satıcı tarafından paranın iade edilmediğini, bu zararın oluşmasına davalının neden olduğunu ileri sürerek 80.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, maddi zarara ilişkin hususların dayanağı olmayan ve soyut iddialar olduğunu, davacı ve dava dışı … arasında yapılan sözleşmenin de her zaman yapılması mümkün olan adi bir sözleşme olduğunu, bu nedenle zararı ispata elverişli bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı ile dava dışı … arasında imzalanan ve davalı bankanın hatalı işlemi sonucu kredi çekilememesi nedeniyle maddi zararın oluştuğu iddia edilen sözleşmenin şekil şartına uyulmadığından hukuken geçerli olmadığı, bu durumda sözleşme tarafların birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri olduğu, davacının geçersiz sözleşmeye dayalı verdiği 80.000,00 TL’yi öncelikle sözleşme akdinden talep etmesi gerektiği ve bu aşamada davalı nedeniyle oluşmuş bir maddi zararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı banka dava konusu cayma sözleşmesinin tarafı olmayıp, söz konusu sözleşmeye konu cayma parasının fiilen verildiğinin banka kaydı gibi bir kayıt ile ispat edilemediği, dolayısıyla davacı ve dava dışı … arasındaki sözleşmenin her zaman düzenlenebilen adi bir yazılı sözleşme olması nedeniyle bu sözleşmeden kaynaklı zarar iddiasının davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanıldığı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle kararın yerinde olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, HMK’nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf isteminin gerekçe yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sonucu itibariyle doğru olan anılan kararın gerekçesinin düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 6502 sayılı Yasa’nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına 30.09.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.