Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4811 E. 2021/4719 K. 03.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4811
KARAR NO : 2021/4719
KARAR TARİHİ : 03.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.01.2017 tarih ve 2014/391 E- 2017/6 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.09.2019 tarih ve 2019/621 E- 2019/1071 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Arıkan Mensucat San. A.Ş’ne ait olup müvekkili tarafından Nakliyat Emtia Kati Sigorta Poliçesi ile sigortalanan pamuk emtiasının, 09.01.2014 tarihinde davalı şahsa ait … plakalı araç ile Mersin İlinden Kahramanmaraş İline sevkinin yapıldığı sırada yolda çıkan yangın sonucunda zayi olduğunu, zayi olan ürün sebebiyle sigortalı dava dışı firmaya 34.373,79 USD ödeme yapıldığını, sigorta poliçesi genel koşulları ve TTK gereğince müvekkilinin sigortalı şirkete halef olduğunu, davalıdan ödenen sigorta bedelinin talep edilmesine rağmen zararın ödenmediğini ileri sürerek rücuen tazminat bedeli olan 71.521,54 TL’nin ödemenin yapıldığı 16.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranı üzerinden işleyecek faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kendine ait araç ile pamuk emtiasını taşırken yol kenarında yanan ateşten sıçradığını düşündüğü kıvılcımın yükü tutuşturması sonucunda yükün yandığını, davalının aracının da kısmen zarar gördüğünü, dosyaya sunulan yangın raporundaki tespitlerin de müvekkilinin beyanlarını doğruladığını, nakliye konusunda deneyimli bir kişi olduğunu, aldığı yükü taşırken iradesi dışında yangın olayının meydana geldiğini, olayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda da Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, yükün yanmasında araçtan veya müvekkilinden kaynaklanan bir kusur olmadığını, yangın olayına vakıf olması ile müvekkilinin gerekli girişimlerde bulunduğunu, ayrıca ilgili yerlere bilgi verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu olayın davalının ihtiyarı dışında gerçekleşen yangın nedeniyle meydana geldiği, hasar TTK 876 maddesi uyarınca davalının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği yangın sebebiyle meydana geldiğinden davalının zarardan sorumlu olmayacağı, davacı … şirketinin halefiyet hakkının doğmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen 01.07.2019 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 60.998,20 TL’nin ödeme tarihi olan 16.05.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.702,06 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, karayoluyla taşıma sırasında hasar gören emtia bedelini ödeyen sigortacı tarafından taşıyana karşı açılan rücuan tazminat talebine ilişkindir.
2- Somut olayda, dava dışı sigortalıya ait emtianın 09.01.2014 tarihinde davalı şoför Durdu idaresindeki kamyonla seyir esnasında, yol kenarında yangın olan bölgeden geçtikten bir süre sonra araç kasasında başlayan yangın sebebiyle yükün tamamının yandığı anlaşılmaktadır.
3- 6102 sayılı TTK’nın 875 ve 876. maddeleri uyarınca; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu ise de, zarar taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır.
4- Bozma öncesinde verilen İlk Derece Mahkemesi kararında, hükme esas iki ayrı (tekli ve üçlü heyetlerden) bilirkişi raporuna istinaden, davalının trafiğe açık yolda diğer araçlar gibi, dikkatli, kontrollü ve trafiği tehlikeye sokmayacak şekilde yavaş bir şekilde geçmiş olması nedeniyle en yüksek özeni gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu karar istinaf incelemesi sırasında BAM tarafından kaldırılarak, İDM tarafından alınan üçlü bilirkişi heyetinde yer alan “aktüerya uzmanı” bilirkişinin karşı oyuna istinaden davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
5- BAM kararı, Dairemizin 19.02.2019 tarih ve sayılı 2017/4417 E. – 2019/1326 K. sayılı Bozma ilamıyla, BAM tarafından 1.Bilirkişi Heyeti raporundaki ayrık görüş çerçevesinde davalı taşıyıcının üzerine düşen en yüksek özeni göstermediği kabul olunmuş ise de, bu konuda mütalaada bulunan karşı oy sahibi bilirkişinin hesap bilirkişisi niteliği taşıdığı ve taşıma konusunda uzman olmadığı halde azınlık görüşüne dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı, bu durumda işin uzmanlığı gerektirir yönü de gözetilerek, yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
6- BAM tarafından bozmaya uyularak, yeni bir heyetten rapor alınmış ise de; olay tarihi 09.01.2014 olup, uzman olduğu söylenen bilirkişiler tarafından, bu tarih itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 876.maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, farklı düzenleme içeren mülga 6769 s. TTK’nın 781. Maddesi uyarınca değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, Bozma sonrası alınan bu rapor ile Bozma öncesi alınan iki adet rapor arasında açık ve tam bir çelişki bulunduğu, 6100 sayılı HMK’nın 31.maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, Mahkemece, HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca, BAM tarafından; içlerinde taşımacılık sektöründen bir bilirkişinin de olduğu yeni bir heyetten, olaya uygulanması zorunlu 6102 sayılı TTK’nın 876.maddesi uyarınca değerlendirme içeren ve önceki raporlar arasında çelişkinin giderildiği yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, eksik incelemeye dayalı olduğunu düşündüğümüz BAM kararını onayan Daire çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.