YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4823
KARAR NO : 2020/1810
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/02/2018 tarih ve 2017/136 E- 2018/40 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 18/09/2019 tarih ve 2018/1122 E- 2019/1018 K. sayılı kararın 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Mahkemece, davacının davalı şirkete 9.201,00 Euro ödeme yaptığını, dava tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kurunun 1 Euro = 3,8067 TL olduğunu, 9.201,00 x 3,8067 = 35.025,45 TL olup, davacının ıslah dilekçesi ile 35.025,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ettiğini, taleple bağlılık ilkesi gereğince, davanın kabulü ile 35.025,00 TL’nin dava tarihi olan 22/02/2017 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı oranda faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, işbu karara karşı davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurmuş. bölge adliye mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2019 yılı itibariyle 58.800,00 TL’dir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davanın kabul olunan bölümünün dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanan miktarı itibari ile karar kesin olup, temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, dava dosyasının işlem yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.