Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4838 E. 2020/3118 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4838
KARAR NO : 2020/3118
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13/09/2018 tarih ve 2016/780 E.- 2018/295 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 07/10/2019 tarih ve 2018/2368 E.- 2019/1452 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin eşi ile dostluklarını kullanarak 22/12/2014 tarihinde yapılan protokol karşılığında Kuşadası İngiliz Kültür Koleji Eğt. Öğr. Hiz. ve Tic. Ltd. Şti.’nden %8 payı 80.000,00 TL, Ege Eğitim Adi Ortaklığı’nın %10 payını da 30.000,00 TL karşılığında müvekkiline satma konusunda anlaştıklarını, müvekkilin alım satım bedelinin 30.000,00 TL’sini 19/12/2014 tarihinde, 40.000,00 TL’sini ise 06/01/2015 tarihinde banka havalesi ile ödediğini, davalıların Kuşadası İngiliz Kültür Koleji Eğt. Öğr. Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. için bir arazi aldıklarını belirtip bu arazide 2015-2016 ders yılında okul yapılacağını beyan etmelerine rağmen okul açılmadığı gibi, müvekkilinin yaptığı araştırmada arazinin şirket adına alınmadığını ve adi ortaklığın tasfiye edildiğini öğrendiğini, müvekkilinin davalılar ile yaptığı görüşmede davalıların yatırılan paraların iade edileceğini bildirdiklerini, taahhüt edilen paranın ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalılara ihtarname gönderilerek sözleşmenin iptal edilmesi ve alınan 70.000,00 TL’nin iade edilmesinin istenildiğini, davalıların ödeme yapmadığı ileri sürerek, 22/12/2014 tarihli limitet şirket ortaklık pay satış protokolü ile aynı tarihli adi ortaklık pay satış protokollerinin iptaline, müvekkilinden alınan 70.000,00 TL’nin ödeme tarihi olan 06/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının İngiliz Kültür Koleji ile ilgili taleplerine bir itirazlarının olmadığını, Ege Eğitim Adi Ortaklığı’nın faturaları üzerinde inceleme yapıldığında 2016 yılına kadar hemen hemen tüm faturaların davacının eşi tarafından düzenlendiğinin görüleceğini, ortaklığın kağıt üzerinde davacı ile yapıldığı görünse de tüm faaliyetlerin davacının eşi tarafından yapıldığını, adi ortaklığın zarar etmesi üzerine Aydın Harvard Kids Özel Eğitim Öğr. Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesine alınarak davacının %10 hisse verilerek ortak edildiğini, davacının ortaklığa devam etmek istememesi üzerine hissesine düşen miktar ödenerek davacıya ait hissenin müvekkilerine devredildiğini, davacının iyi niyetli olmadığını, Ege Eğitim adi ortaklığı ile ilgili talep edilen 30.000,00 TL’sini kabul etmediklerini savunarak, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların Kuşadası İngiliz Kültür Koleji Eğitim Öğretim Hizmetleri ve Tic Ltd Şti. için pay satış taahhüdü karşılığında aldıkları 40.000,00 TL’sini davacıya ödemeyi kabul ettikleri, davalılar Ege Eğitim Adi Ortaklığının Aydın Harvard Kids Özel Eğitim Öğr. Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesine katıldığını savunmuşlar ise de bu yönde belge sunmadıkları, ayrıca davacının Aydın Harvard Kids Özel Eğitim Öğr. Hiz. ve Tic. Ltd. Şti.’nde kurucu ortak olarak yer alıp, ana sözleşmesinde Ege Eğitim Adi Ortaklığının bu şirkete katıldığı yönünde bir hüküm bulunmadığı, davalıların Ege Eğitim Adi Ortaklığından, pay satışı nedeniyle aldıkları 30.000,00 TL’sini davacıya ödendiğini kanıtlayamadıkları, davalıların davacının gönderdiği 20/07/2016 tarihli ihtarnameye göre tebliğ tarihi olan 26/07/2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, 70.000,00 TL’nin 26/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.586,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 23/06/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın e çoğunluk görüşüne katılamıyorum.