YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4839
KARAR NO : 2020/2774
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2017 tarih ve 2016/420 E- 2017/484 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25/09/2019 tarih ve 2018/457 E- 2019/907 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “GARANTİ” esas ibareli tanımış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “GARANTİ OTOPARK HİZMETLERİ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’na başvuruda bulunduğunu, 2015/31471 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin başta bankacılık sektörü olmak üzere emlak, spor, sanat gibi birçok sektörde tanınmış markalara sahip olduğunu, müvekkilinin markalarının ana unsuru olan “GARANTİ” ile 7. sınıfa dahil mal ve hizmetlerin tescili ve kullanılmasının markanın ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, müvekkilinin “GARANTİ” markası ile benzer olan ve karıştırılma ihtimali bulunan “GARANTİ OTOPARK HİZMETLERİ” markasının tescili halinde marka sahibinin haksız yarar sağlamasının muhtemel olduğunu ileri sürerek 2016-M-9667 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacı şirketin bankacılık alanında kendi beyanlarına göre tanınmış bir marka olduğunu ancak davalı şirketin otopark alanında marka tescili talep etmesinin hiçbir şekilde iltibas içermediğini, ayrı sektörler olduğunu, dava konusu markalar arasında ne kelime olarak, ne tasarım olarak ne de yazım karakteri olarak benzer unsur olmadığını, iki marka arasında iltibas uyandırabilecek hiçbir unsur olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurusu kapsamında 07. sınıftaki mal ve hizmetler bulunurken itiraza mesnet markaların 09, 13, 16, 35, 36, 38, 39, 41, 42. sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsadığı, davacının GARANTİ markalarının sahibi olduğu, davalının GARANTİ OTOPARK HİZMETLERİ şeklindeki kelime markasında markasal unsurun GARANTİ ibaresi olduğu ve ortak GARANTİ ibaresine bağlı olarak dava konusu markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK 2016-M-9667 sayılı kararının 9. sınıfta yer alan “elektrikli kaynak aparatları (kaynak elektrotları dahil)” ile 7. sınıfta yer alan “elektrikli ve gazlı kaynak makinaları, elektrikli ark kaynak cihazları, otomatik satış makinaları, elektrikli açma kapama mekanizmaları, kara taşıtlarında kullanılan ve bu sınıfta yer alan parçalar taşıtlar için yağ, yakıt ve hava filitreleri, egzosdan, egzos manifoltları, silindirler, silindir başları, pistonlar, karbüratörler, yakıt dönüşüm cihazları, enjektörler, yakıt tasarruf cihazları, pompalar, valfler, marşlar, dinamolar, bujiler, rulmanlar, bilyalı veya masuralı yataklar” mal ve hizmetleri yönünden kısmen iptaline, anılan hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalı TPMK vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmadığı için yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak, tüm dosya kapsamı, Dairece alınan bilirkişi asıl ve ek raporu doğrultusunda, davacı ve davalı TPMK vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile TPMK’nın 2016-M-9667 sayılı YİDK kararının “İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları”, “Kara taşıtları için olanlar hariç motorlar, elektrikli motorlar, bunların parçaları ve tertibatları: hidrolik, pnömatik kontroller, kara taşıtları için olanlar hariç frenler, balatalar, krank milleri, dişliler, silindirler, pistonlar, türbinler, filtreler; kara taşıtlarında kullanılan ve bu sınıfta yer alan parçalar: taşıtlar için yağ, yakıt ve hava filtreleri, egzozlar, egzoz manifoldları, silindirler, silindir başları, pistonlar, karbüratörler, yakıt dönüşüm cihazları, enjektörler, yakıt tasarruf cihazları, pompalar, valfler, marşlar, dinamolar, bujiler.”, “Rulmanlar, bilyalı veya masuralı yataklar.”, “Lastik sökme ve takma makineleri.”, “Makine ve motorlar için silindir contaları.”, “Üç boyutlu yazıcılar.”, “Otomatik satış makineleri.”, “Elektrikli ve gazlı kaynak makineleri, elektrikli ark kaynak cihazları.” “Elektrikli açma kapama mekanizmaları.”, “Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil)” yönünden iptaline, 2015/31471 sayılı davalı şirket adına tescil edilen markanın anılan hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, YİDK kararının iptali ve tescil halinde hükümsüzlük istemine ilişkindir. Davacı taraf, YİDK aşamasında davaya konu markanın yayınına itiraz dilekçesinde, T/02114, 2013 42014, 2013 3291, 2008 05913, 2000 10404, 2008 58491 ve 2005 32478 sayılı markalara dayanarak, davalının marka başvurusuna itiraz etmiş, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde, YİDK aşamasında ileri sürdüğü itiraza mesned markalar dışında başka bir markayı ileri sürmediği gibi, delil listesinde de başka bir markaya yer vermemiştir. Ancak davacı vekili, ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında, mahkemeye verdiği 31.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, müvekkiline ait 14 adet markanın inceleme dışında tutulduğunu belirterek, davadaki iddiasını genişletmiş, delil listesinde yer almayan 14 markayı da rapora itirazına konu etmiştir. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin 31.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü markalar dikkate alınmaksızın hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporları yeterli bulunmadığı için, duruşma açılarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, görevlendirilen bilirkişi heyeti, davacının YİDK aşamasında
ve davada dilekçeler teatisi aşamasında dayandığı markalar ile, davacı vekilinin 31.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü markalar arasında bir ayrım gözetmeksizin, ayrıca YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapmaksızın kök ve ek rapor düzenlenmiş, söz konusu raporlar doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Böylece Bölge Adliye Mahkemesince, taleple bağlılık kuralına aykırı biçimde, hem davada yasal süresi içinde ileri sürülmeyen mal ve hizmetler yönünden YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük kararı verilmiş, hem de YİDK aşamasında davacının itirazına konu olmayan markalara konu mal ve hizmetler yönünden de YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince, taleple bağlılık kuralı ile bağdaşmayan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulü nedeniyle, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sadece davalı TMPK aleyhine hüküm kurulması, davalı şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı TPMK’nın temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.